Antik Çağ ve Orta Çağ Toplumlarında Kadın Erkek İlişkileri

Antik Roma: Kadınlar ve Erkekler

”Cinsiyet” kavramı; ”toplumsal/ kültürel ” ve ”biyolojik” olarak iki farklı kontekste tanımlanmaktadır. Biyolojik kriterlerin evrensel ve değişmez olmasına karşın toplumlarda bu tanımlandırmalar ve de ele alınış biçimleri farklılık gösterebilmektedir. Bu yazıda,  Antik Roma’daki cinsiyet algısını inceleyeceğiz.

Bunu Biliyor Muydunuz?

”Cinsiyet Araştırmaları” ya da uluslararası kabul görmüş adı ile ”Gender Studies”, 80’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’den bilimsel olarak ele alınmaya başlanan bir alan olmuştur. Bu alan üzerinde yoğunlaşan araştırmaların ana sebebi toplumda hızla ilerleyen cinsiyet eşitsizliği ve kültürel maddeler gerekçe gösterilerek cinsiyetleri sosyal düzende bir hiyerarşiye oturtma çabasıdır.

 

1. Doğuştan Gelen Biyolojik Farklılıklar

A) Yunan Filozoflardan Gelen Miras: Biyolojik Hiyerarşi

Aristoteles kadın ve erkeğin ”eşitsizliği”ni şu şekilde açıklamaktadır: kadın var oluşundan dolayı daha zayıf ve güçsüzdür çünkü eksiktir. Hatta ”mükemmel olmayan/ yarım kalmış bir erkek” olarak da adlandırır. Dolayısıyla, kadın yaratılıştan itibaren erkekten daha alt bir katmandadır ve erkek tarafından yönetilmelidir. Aristoteles, bu yaklaşımını yalnızca ve yalnızca yaratılıştan gelen bir hiyerarşi olarak tanımlar ve sosyal bir gerekçe sunmaz.

Aristoteles Meydanı Selanik

Roma’lı filozoflar Aristoteles’in yaklaşımını biraz daha nüans katarak ele alacaktır. Lucius Annaeus Seneca (M.S. 50-60 yılları); kadının en az erkek kadar cesur ve kuvvetli olduğunu ve potansiyelinin eğitim ile geliştirilebileceğini savunuyor. Fakat, kadının fiziksel bir zayıflığının bulunması, kendisinin toplumsal çevrede bulunmasını engeller ve onu evcimen bir profile iter. Bunun sebebini ise tekrardan Aristoteles’in savunduğu üzere kadın ve erkek vücudunun farklı yaratılması ile savunur.

Seneca Büstü M.S. 1. yy Mermer.

B) Yunan Hekimlerden Gelen Miras: Mizaç Teorisi

Hipokrat gibi bazı Antik Yunan hekimleri bu biyolojik farklılıkların üzerinde durur. Şöyle ki; Hipokrat’a göre bir vücudun dengede ve sağlıklı olması için 4 mizaca sahip olması gerekmektedir. Bunlar: kan, öd, kara safra ve balgamdır. Bu 4 mizacın dengesi vücudun düzenini sağlamaktadır. Soğuk / Sıcak ve Kuru / Yaş ilişkisi vardır. Hipokrat’a göre erkekler Sıcak ve Kuru, kadınlar ise Soğuk ve Islak mizaçlara sahiptir.

Hipokrat Büstü, Kapitolin Müzesi, Roma.

C) Güç ve Zayıflık

Mizaçların bu dağılımı hem fiziksel hem de psikolojik olarak erkeklerin kuvvetini ve kadınların zayıflığını işaret etmektedir. Kadınların zayıflığı latince ”infirmitas”  kelimesi ile tanımlanmaktadır. Antik Roma’da, infirmitas’tan dolayı kadınlar dengesiz, duygusal ve hassas olarak tanımlanırken erkekler duygularını kontrol etmekte usta olarak görülür. Bu kıyaslama da kadınların toplumda erkek egemen bir pozisyonda bulunmalarını zorunlu kılar.

2. Cinsel Kimliğe Doğru

Toplumsal cinsiyet, bu doğal olarak adlandırılan kıstasların bir sonucu değildir. Ergenlik sürecine kadar cinsiyet farklılıkları günlük hayata pek fazla etki etmemekteydi.

A) Doğum Ritüelleri

Doğum sırasında her iki cinsiyet için de aynı gereklilikler mevcuttur: baba çocuğu kabul edecek midir? Yeni doğan, şehir merkezinde gözler önüne sunulur, ardından ya baba çocuğu kabul eder ve büyütür ya da ölüme terk eder.

Marcus Cornelius’un Lahiti, M.S. 150 yıl, 149 cm X 47 cm, Louvre Müzesi, Paris.

Doğumun 1 hafta sonrasında bir arınma ritüeli yapılır çünkü doğumun yeni doğanları kirlettiği düşünülür. Bu ritüelde; kızlara 8. günde, erkeklere ise 9. günde bir isim verilir. Genel olarak, erkekler babalarının adını alır ve 3 tamlamadan oluşur: isim, soyisim ve rumuz. Örneğin; ” Caius Julius Caesar”.  Öte yandan, kız çocuklar babalarının sadece adlarının feminen versiyonlarını alırlar. Örneğin; ”Julius” ismi ”Julia” olarak kullanılır.

Bunu Biliyor Muydunuz?

 Antik Çağ’da yalnızca kadınlar kimliksiz gibi görülse de erkek çocuklar da babalarının adlarını almaktaydı dolayısıyla kendilerine ait bir kimlikleri olamamaktaydı.

B) Çocukluk: Androjen Bir Dönem Mi?

Çocukluk döneminde (vatandaş olanlar) cinsiyet farklılıkları göz önünde değildir: ”Toga praetexta” adı verilen kıyafetleri giyerler. Kıyafet konusunda tek fark; erkeklerin ”bulla” adı verilen bir madalyon takmasıdır. Bu madalyonun nazardan ve hastalıklardan koruduğuna inanılır.

Romalı Çocuk Büstü 2-3. yy, Toga Praetexta ile.

Kızlar da erkekler gibi 7-11 yaşları arasında ilkokula giderler. Bu okul ‘‘litterator” olarak adlandırılır, latince ve edebiyat dersleri görülür. ‘‘Grammaticus”  ise ortaokuldur ve 12-16 yaşları arasındaki öğrenciler bulunur. Oran olarak, erkekler kızlardan daha fazladır çünkü kızların çoğu o yaşlarda evlendirilir.

Altın Bulla, gorgon motifli, 1.9cm X 1.6cm, John Hopkins Arkeoloji Müzesi, ABD.

C) Toplumsal Cinsiyetin Başlangıcı

Çocuklar 14 yaşına geldiklerinde cinsiyetleri toplumsal alanda ön plana çıkar. Ergenliğe geçişle beraber, kızlar 14-16 yaşlarında evlendirilirler. Kız çocukları için, çocukluktan kadınlığa direkt bir geçiş olur. Evlilik ritüelinde kız çocukları toga praetexta‘larını giymeyi bırakır ve ”stola” adı verilen evli kadınlara özgü elbiseleri giyerler. Ardından, Venüs Tapınağı’na giderek oyuncaklarını adak gösterirler, bu onların kadınlığa geçişlerinin bir simgesidir.

Antakya Tyche’si, Stola örneği, 88cm, mermer, M.Ö. 3.yy, Vatikan.

Erkek çocukları için ise aşamalı bir geçiş söz konusudur. Onlar da 14 yaşından itibaren evlenebilseler de genelde tercih edilmez.

16 yaşında, ”toga virilis” adındaki togaya geçiş yaparlar, bulla adındaki madalyonlarını bırakırlar ve yetişkin erkek giyimine geçiş yaparlar. Genelde, ilk kez bu yaş aralığında traş olurlar fakat hala tam olarak bir ” yetişkin adam” olarak sayılmazlar.

17 yaşında, mecliste oy kullanabilirler. Evlenme yaşı ise genelde 25tir.

Yetişkin Togası örneği:Agustus Pontifex Maximus Heykeli, 207cm, M.S. 1.yy, mermer. Burada toga aynı zamanda Agustus’un dini röprezantasyonunda kullanılmıştır.

Bunu Biliyor Muydunuz?

Erkekliğe geçiş süreci Antik Roma’da kültürel bağlamda ilerlerken, kadınlarınki daha biyolojik bağlamda ilerler.

3. Yasal Statüler

Sosyal kategoriler; Kadın, Erkek ve Köleler olarak ayrılır.

A) Kölelik

Kölelik yasal bir statüdür, sahipleri tarafından alınıp satılabilirler. Öte yandan; kölelerden, vatandaş olan kadın ve erkeklerle aynı davranışları sergilemesi beklenmez. Sosyal statü, Roma toplumunda cinsiyet normlarından daha önemlidir. Dolayısıyla, kadın veya erkek olarak değil farklı bir kategori olarak ele alınırlar.

Antik Çağ ve Orta Çağ Toplumlarında Kadın Erkek İlişkileri

Antik Roma’da kölelik, mozaik.

B) Erkek mi Aristokrat mı?

Antik Roma’da erkekle tüm vatandaşlardan beklenen davranışları sergilemek zorundadır. Tarihsel kaynaklarda çoğunlukla, aristokratlardan bahsedilse de tüm romalı erkekler aynı hal tavırdan sorumludur. Bu davranış kuralları ”virtus” (güç ve cesaret) ve ”gravitas” ( zihni ve bedeninin ustası olmak) kavramları etrafında şekillenir.

C) Kadın mı Matron mu?

”Matron” kavramı, namuslu ve evli kadınlara verilen genel bir sıfatı ifade eder. Bu noktada şu soru ortaya çıkabilir; eğer bütün özgür kadınlar matron sıfatına sahipse, kaynaklarda geçen asıl ”matronlar” kimlerdir? Aynı problem, azad edilmiş ve vatandaş statüsü kazanmış köleler için de mevcuttur.

Antik Roma toplumunda başörtüsü takmak yaygın bir tercih veya namusun zorunlu bir göstergesi değildi. ”Palla”, stolayı tamamlayan, uzun ve dış giyim aksesuarı olarak kullanılan bir şal tipidir ve istendiği takdirde saçları kapamak için de kullanılabilir.

Yasal İlişkiler

Hukuk tarihinde yasalar uzun yıllar boyunca kadınların boyun eğmesini meşrulaştırmak yolunda bir araç olarak kullanılmıştır.

1. Ebeveynler ve Çocuklar

Antik Roma’da erkek temel bir role sahiptir çünkü bu toplum patriarkal algıdadır ve soy babadan geçer, dolayısıyla güç erkektedir. Romalı bir aile babanın gücü etrafında oluşur, buna ”pater potestas” denir. Ailenin babası, kendi çocukları dahil 3 jenerasyon üzerinde söz sahibidir ve bu hak ömrü boyunca devam eder.

Buna karşın, ailenin annesi, yani ”mater familias” hiçbir güce sahip değildir. Hatta, mater familias sıfatını  ”pater familias’‘ yani eşi ile evlenerek hak eder. Bunun gerekçesi ise daha önce bahsettiğimiz kadınlara özgü zayıflık yani ‘‘infirmitas”tır.

Romalı hukukçulara göre agnatik sistem, dolayısıyla yalnızca baba tarafı söz ve güç sahibidir. Bu sebeple, anne tarafındaki akrabalar aileden bile sayılmamaktadır. Bu durum da, hukuk sisteminde ciddi bir dengesizlik ve asimetri oluşturmaktadır.

A) Güç Altındaki Çocuklar: Kız ve Erkek Çocuklarına Eşit Tavır

Baba, çocuklar üzerinde yaşam ve ölüm hakkı dahil söz sahibidir. Baba bir çocuğu kabul etmezse, yaşamına devam edemez. Öldürme ve pazarlama hakkına sahiptir. Çocukların yaşlarının büyümesi babanın söz hakkını kısıtlamamaktadır. Bu sebepten dolayı, çocuklar kişisel bir maddi birikime sahip olamaz. Evlenmek için kız erkek fark etmeden babanın onayı alınmak zorundadır. Koşulsuz bir bağlılık esastır. Farkılıklar, ancak babanın ölümünden sonra ortay çıkar.

B) Babanın Ölümü: Başka Kaderler

Babanın ölümü ile çocuklar ‘‘sui juris” sıfatını alırlar ve yetişkin olurlar. Sıra, erkek çocuklarının kendi ailelerini kurup güç sahibi olmalarına gelir. Kız çocukları ise bu hakka sahip değildir, dolayısıyla kendi tercihleri ile bir aile kuramazlar. Kadınlara vasi atanır, bu kişi genelde en yakın erkek akrabası olur ( kardeşi, dayısı vs.) Bütün yasal işlemler için vasisinden izin almak zorundadır.

2. Çiftler Arasında

Roma’da Evlilik

A) Cum Manu Evlilik

Cum Manu latincede ”el ile” anlamına gelir. Evlilikle beraber baba kızı üzerindeki bütün gücü kocasına teslim eder. Bir nevi baba figürü artık eşi olmuştur. Sadece bazı nüanslar vardır: karısını pazarlayamaz, öldüremez ( zina ve sarhoşluk haricinde). Kadının miras hakkı yoktur.

B) Sine Manu Evlilik

Sezar, Çiçero ve imparatorluk döneminde ortaya çıkmış bir evlilik tipidir. Bu evlilik tipinde, kadının bütün hakları hala babasındadır ve eşine geçmez. Dolayısıyla, kadın daha otonomdur, eşinin ailesine entegre olmaz ve bir yabancı gibidir. Fakat, bu ne kadar kadına biraz daha özgürlük tanıyor olsa da aynı zamanda kadının çocuklarının bütün hakları eşindedir ve kadın, yasal olarak çocuklarına da yabancıdır.

Oscilla- Öpüşen Çift

Bu tip evlilik, kadına daha önce karşılaşmadığı bir çeşit özgürlük tanır. Kadın hala babasına bağlıdır fakat babasıyla aynı ortamda yaşamamaktadır dolasıyla kocasıyla yaşadığı yerde onu kontrol edecek kişiler yoktur.

Cinsiyet ve Kent

Kuruluş Efsaneleri

A) Modifiye Edilmiş Bir Kuruluş Hikayesi

Remus ve Romulus adlı ikizler amcaları tarafından terk edilmiştir fakat bir dişi kurt onları bulur ve büyütür. Ardından, ikizler dünyanın en güçlü imparatorluklarından birini kurarlar. Buraya kadar, herkes hikayeye aşina. Fakat, kurt kelimesi latincede ”lupa”dan gelir, bu kelime hem kurt hem de fahişe kelimeleriyle benzerlik gösterir. Yani, hikayenin aslında ikizleri bir kurt değil, bir fahişe kurtarmıştır. İkizlerin biyolojik anneleri, Rhea Silvia adında bekaret yemini etmiş bir prensestir. Hamile kaldığında, tanrı Mars’ın onu hamile bıraktığını söyler ve dayısı onu bir hücreye hapseder.

Capitoline Wolf, bronz heykel, Remus ve Romulus’u emziren dişi kurt, 75 × 114 cm. Kapitolin Müzesi.

Bunu Biliyor Muydunuz?

Bu hikayede bir baba figürü yoktur. Burada oluşan tezat belki de bu yüzden oldukça ilgi çekicidir ; çünkü büyük Roma’nın kuruluş hikayesinde 2 kadın temel rollere sahiptir.

B) Kadın Arayışında bir Erkek Şehri

Efsaneye göre Remus ve Romulus M.Ö. 753 yılında Roma’yı kurar ve Romulus kardeşini öldürür. Şehrin ilk zamanlarında, kadın nüfusunun olmaması problem yaratmıştır ve komşu kentlerle anlaşmalar yapılır. Sabin kentinin kızlarını kaçırmaları büyük savaşlara neden olmuş, sanat eserine konu olmuştur.

Nicolas-Poussin-Sabinlerin-Kaçırılması,1,59 m x 2,08 m,1637–1638, Louvre Müzesi.

C) Din

Antik Çağ topluluklarında kentlerin kimliğini oluşturmakta dinin büyük bir rolü vardır. Kentler, spesifik tanrılar tarafından korunmaktadır. İlk başta, Roma 3 tanrı tarafından korunmaktaydı: Jüpiter, Mars ve Quirinus. Ardından, 3 tanrı daha eklenir: Jüpiter, Jünon ve Minerva. Daha sonra ise Venüs yani Afrodit listeye eklenir, en cömert ve koruyucu tanrı olarak kabul edilir ve önce Sezar’ın ardından da imparatorun ailesinin atası olarak kabul edilmektedir.

Amastris-sikkesi-MÖ-285.

 

Roma, Antik Çağlardan 1453 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun fethine kadar süre gelmiş, modern dünyanın hala tamamen aydınlatamadığı, örnek alıp, araştırdığı çok büyük bir tarihsel konudur. Bu nedenle, Romalıların kadın erkek ilişkilerindeki tüm detaylardan  bu yazıda bahsetmek mümkün olmasa da temeline ve de Cumhuriyet Dönemi’nin ana hatlarına değinildi.

Burada, en çarpıcı nokta milattan önceki tarihlerde hakim olan kuralların yüzyıllar sonra günümüz toplumlarında aynı ilkellik ve yobazlık seviyesinde kabul görmesidir. Tarihten feyz alıp, kendimizi geliştirmek ve yetiştirmek bu dünyanın dengesini korumak adına en bariz zorunluluklarımızdan biridir.

 

KAYNAKÇA:

  • Jerry Toner, Antik Dünya, Domingo Yayınevi, 156 sayfa, 2019.
  • Dr. Fulya İlçin Gönenç, Roma Hukukunda Kadın, On İki Levha Yayıncılık, 213 sayfa, 2010.
  • Moyr Smith, Antik Yunan Kadın Kıyafetleri, Midas Kitap, 217 sayfa, 2013.
  • Ders Notları.
  • Doç. Dr. Özlem Söğütlü Erişgin, Roma Toplumunda Kadının Konumu.

Avatar
Deniz YORUC, Şu anda Fransa'nın Rennes şehrinde Université de Rennes II'de Sanat Tarihi 2. sınıf öğrencisiyim. Eğitimini gördüğüm alanlardan bazıları şu şekildedir: Antik Çağ Uygarlıkları, İslam sanatı, modern ve çağdaş sanat, İtalya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa kentlerinin tarih öncesi sanatları, genel mimari, Antik Çağ ve Orta Çağ toplumlarında kadın erkek ilişkileri, Batı mitolojisinin Orta Çağ metin ve görsellerine etkisi... Kısacası, sanat ve tarih karşısında büyülenmekten kendini alamayan biriyim!

2 Yorum

  1. Avatar

    Deniz

    11 Temmuz 2019 at 15:40

    Okudum okudum okudum en son paragraftaki yorumunuza da hayran kaldım 🙂

    • Avatar

      Deniz Yoruc

      13 Temmuz 2019 at 01:07

      Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz. Değerli bir şeylerden bahsedebildiysem ne mutlu bana.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir