Beasts of the Southern Wild – Düşler Diyarı

- Okuma süresi: 3 dk, 11 sn

Düşler Diyarı yönetmen Benh Zeitlin’in ilk uzun metraj filmi. Başrollerde; Dwight Henry ve Quvenzhane Wallis var.

Bağımsızların kalesi Sundance Film Festivali’nde büyük ödülü, Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde ise FIPRESCI ödülünü alan film, En İyi Film Oscar’ı ve En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına da aday oldu.

Ödüllerin ve adaylıkların listesi epey uzun haliyle 2012 yapımı film küresel çapta epey ses getirmeyi başardı.

Yönetmen Benh Zeithlin Düşler Diyar’ını Lucy Alibar’ın kaleme aldığı Juicy and Delicious isimli tiyatro oyunundan uyarlamış. Tabi yönetmenin ropötajlarında belirttiğine göre filmin son hali ile yazılan senaryo arasında bile epey fark var.

Bathtub (Küvet,) Louisiana eyaletinin kuzeyinde kalan bir delta. Hushpuppy (Cimcime) babası Wink ile birlikte bu küçük toplulukta yaşamaktadır. Toplumun geri kalanından izole fakat halinden memnun bir hayat süren halkımızın pek kolay şartlarda yaşadığını söyleyemeyiz.

Fakat yine de Küvet halkı büyük kasırgaların vurduğu, suların yükseldiği bu topraklara sahip çıkmakta ve hayatta kalmakta kararlı.

Wink sert mizaçlı, dediğim dedik ve kesinlikle kızını çok seven bir adam. Wink ağır bir hastalığa yakalandıktan sonra kızına bu çetrefilli dünya da hayatta nasıl kalabileceğini öğretiyor.

Biz filmi küçük kahramanımız Hushpuppy’nin güzünden izliyoruz. Babasının hasta olması ve evrenin dengesinin bozulması, Hushpuppy’nin dünyasında gerçek ve hayal birbirine karışıyor.

Hushpuppy’in en büyük kahramanı babası amansız hastalığıyla kızının gözünün önünde erirken, bir yandan da eriyen buzulları, yükselen suları ve artan kasırgaları görüyoruz filmde. Ve şimdi, tüm evrenin dengesini sağlamak ve babası iyileştirmek için Hushpuppy’in yapması gereken annesini bulmak.

Filmde oynayan tüm oyuncular çekim yapılan bölgenin yöresel insanların seçilmiş. Hem oyuncuların profesyonel olamaması hem çekim yapılan bölgenin doğal dokusu hem de çekimlerde 16 mm aktüel kamera kullanılması filme fazlasıyla samimi ve doğal bir hava katmış.

Bu küçük kızın doğal hayatını belgesel olarak kameraya alınmış gibi hissetmeden edemiyor insan. Ama belirtmek gerekir bu demek değil ki amatör bir yapımla karşı karşıyayız. Filmin görsel efektlerinin olduğu sahneler de gayet özenli bir çalışmanın ürünü olmuş.

Tam olarak büyülü gerçekçilik diyebileceğimiz hikayemizde; yönetmen bir yandan dünyada yaşanan felaketleri en sert ve gerçek haliyle gözümüze sokarken, Hushpuppy’in hayal dünyasını da küçük kızın iç sesiyle bize aktarmayı başarmış.

Evrenin bozulan dengesi ve dünyanın uğradığı yıkım ile küçük kızın babasının amansız hastalığı ve yavaş yavaş ölüme yaklaşmasının yaşattığı hissiyat başarı bir şekilde özleşleştirilmiş.

Hushpuppy’i oynayan Quvenzhane Wallis için oyuncu doğmuş diyebiliriz. Yöre halkı çocuklarından biri olan küçük kız muhteşem bir iş çıkarmış. Kamera önünde bu kadar rahat ve doğal olabilmesi insanı etkiliyor.

Bir yandan zorlu ve sert bir hayat yaşayan küçük kızın hayal dünyasını masalsı ve şiirsel bir dille anlatan, bir yandan da hem siyasi eleştirilerini hem de dünyanın yaşadığı yıkımı gayet başarılı ve net bir şekilde dile getiren film; son zamanlarda hep aynı türden filmleri izlemekten sıkılanlar için biçilmiş kaftan.

Fragman:



Sondtrack:

Elif Pınar, Kocaeli Üniversitesi'nde Çevre Mühendisliği okuyor, İletişim : elif.bizsan@gmail.com

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir