Botticelli ve İlkbahar Tablosu – La Primavera

botticelli-ilkbahar

Sandro Botticelli

Fra Flippo Lippi’nin öğrencisi, asıl ismi Alessandro di Mariano Filipepi olan Sandro Botticelli 1470’te kendi atölyesini kurar ve Floransa ekolünün  parlayan ustalarından biri haline gelir. Bu ekolün en temel özelliklerinden birisi çizgiye önem vermesidir ve çizgi açısından da en zarif dokunuşları yapan kişi şüphesiz ki Botticelli’dir.

Floransa’da gittikçe ünü yayılan Botticelli Roma’ya çağrılır ve Sistine Chapel’de çalışmaya başlar.Ardından tekrar Floransa’ya dönecektir. Rönesans ve Mitoloji denilince akla gelen ilk isimlerden biridir. Ele alacağım “İlkbahar” tablosu o dönemin önde gelen ailelerinden biri olan Mediciler’in siparişi ile yapılır.


Lorenzo de Medici’nin kuzenlerinden Lorenzo di Pierfrancesco’ya ait olan Villa di Castello’da bulunmuştur. Tablonun yeni alınan bu villa için sipariş edildiği bilinmektedir. Bu çalışma bir “yatak odası hediyesi” olarak tasarlanmıştır.

O dönemde yatak odası için tablo siparişi vermek soyluluğun bir göstergesi olup prestijli ailelerin yürüttüğü bir gelenektir.  Genç Medici de evlendiğinde henüz on dokuz yaşında gençliğinin baharındadır ve bu tablonun ismi onun gençliğine ithafen “İlkbahar” adını almıştır.

Botticelli Venüs’ün tinsel güzelliğini vermeye çalışmış ve onu çıplak olarak vermekten ziyade üzeri giyinik bir şekilde resmetmiştir. Başında çok ince bir tül bulunmaktadır. Tül o dönem Floransa yaşantısının bir göstergesidir. O dönemde uzun boylu ve beyaz tenli olmak bir meziyettir ve Venüs buna sahiptir.

İlkbahar Tablosu

Tablonun orta kısmında portakal ağaçlarının arasında betimlenmiş bir şekilde durmaktadır. Başının hemen üzerinde yer alan oğlu Eros aşk okları atmaktadır. Eros’un gözlerinin bağlı olması “aşkın gözü kördür” bağlamlı bir mesaj içermektedir.

botticelli-ilkbahar-eros

William Shakespeare Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda ” Aşk gözlerle bakmaz ama zihinle bakar; ve bu nedenle kanatlı cupid kör resmedilir.” demiştir. Bunun yanısıra gözlerin bağlı oluşu güzelliği gözlerle değil kalple algılamamız gerektiğini vurgular.

Resmin sağ kısmında üç figür bulunmaktadır. Bunlar Rüzgar Tanrısı Zephyros, Chloris ve baharın gelişini müjdeleyen Flora’dır. Botticelli bu tabloda Romalı şair Ovidius’un Metamorfozis (Dönüşümler) adlı eserinden etkilenmiştir.

Ovidius kitapta baharın başlamasının, nymphe Chloris’in Flora’ya dönüşmesiyle gerçekleştiğini söyler: ” Bir zamanlar Chloris’tim şimdi adım Flora.”. Chloris bunu söylerken ağzından çiçekler dökülmektedir ve artık bahara dönüşüyordur.

botticelli ilkbahar tablosu - la primavera
Chloris, kendisini evlenmeden önce şehvete zorladığı için Zephyros’tan hep nefret eder ve sonunda Zephyros onu Flora’ya dönüştürmüştür. Bahara dönüşen Flora’nın her yerinde çiçekler belirir öyle çoktur ki bunları eliyle toplamaya çalışır ve eteğinde biriktirir.

Botticelli bu tabloyu yaparken yüzden fazla çiçek kullanır aynı zamanda bunlar o dönemde var olan gerçek çiçeklerdir. Her biri farklı desen ve formdadır. Tablodaki kadın karakterlerde ortak bir yön dikkatimizi çeker. Bu kadınlar birbirlerine oldukça benzemektedir.

Flora ile Venüs’ün birbirine çok benzediği hatta Botticelli’nin önemli bir başka tablosu olan Venüs’ün Doğuşu’nda da aynı kadın yüzünün ince ve zarif çizgilerini görmekteyiz.

Kharitler

Resmin diğer önemli unsuru olan sol kısımdaki “Üç Güzeller” baharın gelişini kutlamaktadır. Zeus ve Eurynome’nin kızları olan Üç Güzeller, mitolojide “Kharitler” olarak da geçer. Göze hoş olanı simgeleyen tanrıçalar olan Kharitler’in isimleri de parlaklık, ışıltı ve güzellik anlamına gelen “kharis”  ile ilgilidir.

botticelli-ilkbahar-kharitler

Kharitler çiçek ve yemiş veren doğanın olduğu kadar, insan yaşantısını güzelleştiren, hoş kılan şeyin de kişileştirilmişidir. Sanat etkinliklerini esinleyen tanrıçalardır. Sayıları ve adları çağlara ve bölgelere göre değişir.

Üç Güzeller: Aglaie (parlaklık) Kharitler’in en gencidir; Euphrosyne(sevinci, neşeyi) ve Thalia (gençlik, tazelik ve güçlenme) ifade eder.

Her türlü sanatın koruyucusu olan bu genç ve sevimli tanrıçalar, önceleri uzun giysiler içinde ve çiçekli taçlarla resmedilirken sonradan çıplak olarak ve zarif bir kucaklaşma içinde tasvir edilmişlerdir. Burada da bir kucaklaşma, üçlü bir döngü halinde oldukları dikkatimizi çeker.

İLGİLİ : Venüsün Doğuşu Tablosu

Botticelli’nin Üç Güzeller’inin profilden, önden ve arkadan ele alınmasını Piero Valeriano, Hieroglyphica adlı eserinde şöyle açıklar:

“Eğer bir iyilik yaparsan bunu gösterişsiz yapman gerekir, bunun için bir güzel yüzünü saklar. Diğer güzel yüzünü gösterir zira kişi bir iyilik gördüğü zaman bunu herkese açıklamalıdır.

Diğer güzel yüzünün bir tarafını gösterir diğer tarafını saklar zira bir iyilik gördüğümüzde iyiliğin ne olduğu saklanmalı, ancak iyilik gördüğümüz açıklanmalıdır.”

Üç Güzeller burada Venüs’ün refakatçileri yahut yardımcıları olarak ele alınmıştır. En sol kısmında ise kanatlı sandaletleri ve kırmızı kıyafeti ile Hermes bizi karşılamaktadır.

Sağ eliyle bir yeri işaret etmektedir. Sandro Botticelli burada şair Poliziano’nun bir şiirinden etkilenir. Şiirdeki koruyucu imgesinin yerine Hermes’i koyar ve onu bu bahçenin koruyucusu, Tanrı ile insanlar arasındaki bir aracı olarak görevlendirir.botticelli-pallas-centaur

Pallas ve Centaur

Bir başka görüş ise İlkbahar tablosu, Lorenzo di Pierfrancesco’nun sarayında Pallas ve Kentaur ile yan yana asılıdır ve Hermes bu tabloyu işaret etmektedir.

botticelli-ilkbahar-hermesElinin bu şekilde konumlanmasının nedeni budur. Pallas ve Centaur (Camilla ve Kentaur) da Botticelli’nin yapmış olduğu bir eserdir.

Pallas’ın(Athena) kostümünün üzerinde bulunan ve Medici’nin düşmanlarına karşı zaferinin simgesi olan amblem nedeniyle politik bir alegori olarak da değerlendirilir.

Botticelli İlkbahar tablosunun her figürünü ince ince işlemiş, resmin içine yumuşakça kondurduğu çiçekleri ile siyah bir fonda dahi içimizi aydınlatan bir kompozisyon oluşturmuştur.

Kullandığı ince çizgileri ve zarif dokunuşları ile döneminin çok ötesinde eserler oluştururken günümüzde ise “çizgi ustası” olarak anılmış ve bugüne kadar kimliğini koruyan bir usta olarak kalmıştır.

Yararlanılan Kaynaklar:

Giorgio Vasari – Sanatçıların Hayat Hikayeleri
E.H. Gombrich – Sanatın Öyküsü
NTV – Sanat
Bedrettin Cömert – Mitoloji ve İkonografi
Nilüfer Öndin – Botticelli ders notları
Görsel – Google Arts & Culture

[Toplam:8    Ortalama:4.5/5]

Yazıyı Paylaş
Melek Çalka, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde Sanat Tarihi okuyor.