Dionysos – Antik Yunan’da Dionysos Kültü ve Festivalleri

Dionysos

Zeus, Hera, Apollon, Poseidon ve Athena gibi mitolojide önemli ölçüde yer sahibi olmuş tanrıları içinde barındıran Antik Yunan dini; politeistik bir yapıya sahipti. Antik Yunan dini inancına göre; tanrılar gökyüzünden yeraltına kadar yaşamın tamamında rol oynuyorlardı. Din kutsal kitapla sınırlandırılmadığından bilim ve felsefe ile çatışmamış, aksine gelişmelerine zemin hazırlamıştı. Antik Yunan’da bir gelenek olarak tanrılar adına kutsal yerlerde ve tapınaklarda festivaller düzenlenirdi. Tanrıları onurlandırmak adına düzenlenen bu festivallerde müzik, tiyatro ve spor yarışmaları yapılırdı. Bu dini festivallerin en önemlilerinden bir tanesi tanrı Dionysos adına düzenlenmiş olanlardı.

Dionysos, genellikle Şarabın Tanrısı olarak anılmasına karşın; şarabın sadece sarhoş edici etkisinin değil, aynı zamanda onunla birlikte gelen sosyalliğin de temsilcisiydi. O, doğanın sırlarına erişme eylemini şarap aracılığıyla sağlardı. Genellikle doğaya yönelikti, fakat doğanın kendisini değil; insanla doğa arasındaki ilişkiyi ve onu doğanın sırlarına erdiren büyülü bir gücü simgelerdi.

 Dionysos çam ağacının, bahar çiçeklerinin, asma yapraklarının; başka bir deyişle, doğadaki bitkilerden insanı en çok etkileyen ve yaşama yön verenlerinin tanrısıydı. Osiris, Adonis, Attis gibi doğanın mevsim değişimlerini de kişiliğinde simgelerdi.

O’nun için düzenlenen törenler, insan ve doğa ilişkisine yönelikti. Sadece Dionysos’a tapan Yunanlar; edebiyatın en yüksek formunun materyali olan dramı, geliştirmeyi başarmışlardı. Tanrıya genelde “Bakkhos, Bromios, Euhios, Dithyrambos, İobakkhos” gibi bir çok adla seslenilmiş ve bu durum başka hiçbir Olympos tanrısında görülmemişti. 

dionysos

Nietzsche, “Müziğin Ruhundan Tragedyanın Doğuşu” adlı ünlü yapıtında Dionysosca yaşanan törenler için “Bu bayramlar alabildiğine canlı, dişi-erkek ayrımı gözetilmeksizin, bir kendi başına bırakılmışlık içinde, belirli bir yerde düzenlenir, kuşakların dalgalanmaları her ailenin bağlı bulunduğu gelenek kurallarını aşar, ağırbaşlılık bilmez, doğanın en yırtıcı yabansılları kendilerini koyuvermiş gibi bir ortam oluşur, en yadırganan biçimde, aşırı sevgiyle yırtıcılık birbirine karışır” demiştir.

Dionysos’un doğumu ile ilgili olarak bilinen iki efsane vardır. Bu efsanelerden ikisi de Hera’nın kıskançlığına dayanır. İlki ve genellikle en bilindik olanın da; Dionysos’un Zeus ile Semele’nin birleşimesinden dünyaya geldiği bahsedilir.

Zeus’un eşi Hera’nın kışkırtmalarıyla birlikte Semele’nin, Zeus’u gök tanrısı olarak görmek istemesiyle bittiği anlatılır. Zeus, yıldırım ve şimşekleriyle Semele’ye görünür ve Zeus’un yakıcı ısısı, Semele’nin acı sonu olur. Fakat bir mucize vardır ki, o da; Semele’nin karnındaki bebeğinin yaşamasıdır.

Karnında henüz yedi aylık olan Dionysos’u taşımaktadır. Zeus ise; Dionysos’u, yedi aylıkken annesinin karnından alır ve kendi baldırına koyarak onu anne karnındaymış gibi besleyip doğuma hazırlar. Zamanı geldiğinde ise baldırından oğlunu çıkarır. Dionysos, Antik Yunan tarihine kronolojik olarak sonradan gelen bir tanrıdır.

Euripides’in tragedyasında Dionysos’un bir Lydia-Phrygia tanrısı olduğu anlaşılır ve onun ilk sözü “Asia topraklarından geliyorum.” olur. Hem yabancı hem de Yunan Pantheonu’na aykırı düşen bir tanrıdır. Bu efsane, dışarıdan gelen bir tanrısal varlığı Zeus’un buyruğuna sokma çabasının bir ürünüdür.

dionysos

Bu efsanelerden ikincisinde ise; Hera’nın Dionysos’a karşı beslemiş olduğu kıskançlık sonucu kurdurduğu bir tuzakla, Çocuk Dionysos çalılığın içine çekilir. Hera’nın emir vermesiyle birlikte Titanlar Dionysos’un üzerine saldırıp O’nu parçalarlar; bacaklarını, kollarını koparır, bedenini çeşitli otlarla kaynatıp yerler.

Çocuğun kanının aktığı yerde ise bir nar ağacının bittiği görülür. Ama babaannesi Rhea, Dionysos’un tüm uzuvlarını bir araya getirerek O’nu tekrar yaşama döndürür. Bu efsaneye göre Dionysos, kanlı bir ölümle yaşama geri döner. Çektiği acılardan, ölümü ve dirilişi kutsal törenler ile yeniden canlandırılırdı.

İşte bu efsanelerde bahsi geçen Tanrı Dionysos adına yapılan festivaller, zamanla diğer tanrılarınki ile karşılaştırılamayacak ölçüde önem kazanmıştı. Atina’da Aralık ayı başından Nisan ayı ortasına kadar olan süreçte, “Kır Dionysiası, Lenaea, Anthesteria ve Büyük Dionysia” olarak adlandırılan 4 büyük şenlik düzenlenirdi. 

Dionysos Onuruna Düzenlenen Bayram ve Festivaller

Başlangıçta Dionysos onuruna yapılan bu şenlikler, müzikli dramatik gösteriler biçiminde gerçekleştirilmişti. Dionysos rahipleri ise, orkestranın hemen önünde kendileri için ayrılan yerden bu törenleri izlemişlerdi. Törenlerde, zamanla tanrının öykülerinin dinsel yanından çok insancıl yanına ilgi duyulunca tanrılar adına atfolunmuş olsalar da dünyalıların alkışları daha çok önemsenmişti.

Kurgulanan bu öyküler yerlerini kahramanlara bırakmaya başlamıştı. Böylece Klasik Dönem Yunan tiyatrosu doğmuştu. Dionysos inancı, başlangıcından itibaren bireysel kişiliği daha yüce bir varlığa dönüştürmeye meyilliydi. Başkasını taklit ederken onun kılığına girmek ise; bunu yapmanın en iyi yolu olduğundan tanrının onuruna şarkı söyleyen koro, Satyr Korosu haline gelmişti.

Yunanca’daki “tragos” kelimesi kılık değiştirip Satyr olarak gösteri yapan kişiye karşılık geldiğinden; tragedya, Dionysos onuruna söylenen bir şarkı olmuştu. Attika Kır Dionysiası’nda geçit törenindeki homoseksüel üyeler hayvan kılığına girmiş ve  eşcinsel Komos sırasında söyledikleri şarkıdan da komedya türemişti.

dionysos

Kır Dionysiası ya da Küçük Dionysia

Aralık ayında kutlanan bu Dionysos Bayramı’nda, bir geçit alayı eşliğinde çeşitli kurdelelerle süslenmiş ve farklı renklere boyanmış bir “phallos” taşınır ve kırlık bir alana gidilirdi. Plutarchos’un anlattığına göre “phallos” ile birlikte festivalde şarapla dolu bir amphora, incir dolu bir sepet ve kurban edilecek bir hayvan taşınırdı. Burada ekilen tohumun bereketlenmesi için şiirler söylenirdi.

Kır Dionysiası, Poseidon ayında yerel yöneticiler tarafından düzenlenmekteydi. Bu festivale evli kadınların katılması yasak olduğundan yalnızca bekar kadınlar katılabilirdi. Festivalde şarap içilir ve insanlar oldukça eğlenirdi.

Kurban edilecek hayvan ise, genelde bir keçi olur ve tanrıya armağan olarak sunulurdu .Yapılan bu festivalin asıl amacı, sonbaharda dikilen tahılların bereketli olarak baharda çimlenmesini sağlamaktı. Festival ile alakalı en kapsamlı bilgileri Aristophanes, “Akharnaialılar” adlı tiyatro oyununda vermiştir.

Kutlamalardan en önemlileri; Eleusis, Salamis ve Ikaria kentlerinde yapılanlardı. Bu festivalin kökeni  bir bereket festivaline dayanırdı.  Aristoteles, bu festival sırasında gerçekleştirilen eğlencelere yerel yöneticilerin liderlik ettiğinden bahsetmiştir. Bu yöneticiler  sayesinde komedya evrim geçirmiş ve gelişmiştir.

dionysos

Lenaea Festivali

Lenaea festivali “evlilik ayları” olarak da adlandırılan Ocak ve Şubat aylarında, “Lenaion” adı verilen kutsal bir alanda gerçekleştirilmekteydi. Tören sırasında bazı dramatik yarışmalar ve gösteriler yapılırdı. Bu festivalde resmi olarak sadece komedya ve tragedya gerçekleştirilirdi. Sahnelenen oyunların sayısı hakkında da kesin bir kanıt yoktu.

Festivalde bir meşaleci, törene katılanları tanrıyı çağırmaya davet ederdi ve bunun sonucunda Dionysos, ” Lenae” olarak adlandırılan “nymphelerle” birlikte ortaya çıkardı. Meşalelerden dolayı festivalin gece vakitlerinde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Bazı varsayımlara göre, uyuyan tanrıyı uyandırmak ya da güçlendirmek için festivali “maenadlar” yönetmektedir. Başka bir görüşe göre ise; festivali, yanındaki Eleusis mysterialarının görevlileriyle birlikte Arkhon Basileus yönetmektedir. Festivalin kökeni adını, Lenai, maenadlar ve Lenaion’daki Dionysos gizemlerine kabul edilen nişanlı kadınlar için düzenlenen ortak seremonilerin yapıldığı ayın adından almaktadır.

Anthesteria Festivali

Anthesteria (Çiçek Festivali), bahar mevsiminde Anthesterion’da kutlanmaktadır. Anthesteria ve Anthesterion adları da anthein (çiçek açmak) fiilinden türetilmişti. Dionysos adına kutlanan en büyük ve en eski festival Anthesteria’ydı. Bu aylarda diğer şenlikler aracılığıyla yeryüzüne çağrılan tanrının, yeraltından çıkarak Atinalı kadınların arasında yeryüzüne girdiğine inanılmaktaydı.

Yılın bu zamanında şarap içilmeye hazır hale gelir ve şarap kapları yerinden çıkartılırdı. Bayramın ilk gününde şaraplar içilir, ertesi gün şaraplar Dionysos tapınağına götürülerek halka dağıtılırdı. Ayrıca bu bayramda içki yarışmaları düzenlenir ve Basileus, başında kral tacı taşırdı.

Dionysos’u temsil eden bir öküz heykeli veya başına boynuz takmış, post giymiş bir oyuncu ile Basileusun karısının bindirilmiş olduğu gemi biçimli bir arabayla Boukolion ya da sığır ahırı denilen bir binaya gidilir ve orada Basileus’un karısı ile Dionysos evlendirilirdi. Böylece kralın karısıyla tanrı evlendirilmiş olurdu.

Bayramın ikinci gününün gecesi ve üçüncü günü tahıl lapası yapılır ve Tanrı Hermes’e sunulurdu. Festival sonunda Tanrı Hermes’e yapılan sunudan güç alan halk, sokaklarda “Anthesteria bitti, artık gidin ruhlar” diye dolaşarak ruhları kovarlardı. Böylece, Dionysos hem ölümü hem yaşamı simgeleyen bir tanrı olarak anılırdı.

dionysos

Kent Dionysiası ( Büyük Dionysia )

Asıl Dionysos bayramı ise, ilkbaharda kutlanırdı ve festival Mart ayında başlardı. Festivalde dansçılar kendilerinden geçene kadar dans eder, şarap içer ve törenin en önemli noktasında dağlara doğru kaçarcasına yol alırlardı. Burada buldukları hayvanları kurban ederlerdi.

Festival sadece Atina’da değil, aynı zamanda Attika’da da kutlanırdı ve birçok yabancı festivali seyredebilirdi. Dolayısıyla Atina’nın ihtişamı festivalde herkese gösterilirdi. Festival süresince yargı faaliyetleri belirlenen süre ile durdurulurdu. Festival ya da şenliklerde yönetim, devletin en yüksek görevlisinin elinde bulunurdu. Festival başlarda beş veya altı gün sürmekteydi, ilerleyen zamanlarda bu süre yedi güne çıkmıştı.

İlk gün genelde festivale hazırlıkla geçer, ikinci günde ise; geçit töreni gerçekleştirilir ve kurbanlar kesilirdi. Sonraki günlerde komedya ve tragedya oyunları sergilenir, son günde ise; bir toplantı gerçekleştirilirdi ve bu toplantılarda oyunlarda ödül kazanan kişilerin ödül ve ikramiyeleri dağıtılırdı. Ayrıca festival boyunca meydana gelen uygunsuz olaylar cezalandırılırdı. Toplamda 700-800 koro üyesi, 30-50 aktör ve 20-40 müzisyen bulundurmasından dolayı antik dönemin görevli ve katılımcı sayısı bakımından en dikkat çekici festivali; Kent Dionysia’sıdır.

Dionysos, Yunan dünyasında olduğu gibi Roma’da da önemli bir yer kaplamıştı.  Roma’da M.Ö. 496 yılında yaşanan kıtlık sorununa Dionysos tapımının çözüm getirdiği kabul edildi.

Bu dönemde Romalılar için ; Dionysos, Ceres ve Persephone kutsal üçlü olarak anılmıştı. “Dionysos kültü, Trakya ve Makedonya’dan M.Ö. 10. yüzyılda Yunanistan’a gelmiş ve ilkel özelliklerine karşın Olympos din sistemiyle yarışacak kadar yayılmıştır. Dionysos, dini sistemin bir parçası olduğu için her kim ki onun varlığına dil uzatırsa sadece tek bir tanrıyı aşağılamaz, aynı zamanda tüm tanrıların güvenirliğine de meydan okumuş olurdu. Dionysos, dinsel bir hareket olmakla birlikte, sistem karşıtı eylemlerin de odağıydı.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Herakles’in 12 Görevi ve Hikayesi (Herkül)

Kaynakça: 

MUMCU Seray. 2014, Eski Roma’da Gizem Dinleri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, İstanbul.

TAKIMCI ÇAĞLAYAN Meltem. 2016, Antik Çağ’da Bayramlar ve Festivaller (YUNAN-ROMA), Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Konya.

YÜCEL Çağatay. 2015. Dionysos Bayramları ve Şenlikleri .Siirt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Sayı:4.

ŞİRVAN Berna. 2013. Dionysos Kültü, Arkeoloji ve Sanat Dergisi. Sayu:143.

Avatar
Pınar Özcan. Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü. İletişim: pinarozcaann@gmail.com

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

up arrow