Divriği Ulu Camii İnsanlara Rağmen Ayakta

Divriği Ulu Camii

Divriği Ulu Camii

Evliya Çelebi’nin de dediği gibi ”Methinde diller kısır, kalem kırıktır”.

Divriği Ulu Camii sadece bir cami mimarisinden ibaret olmayıp bunun yanında içinde şifahane, türbe bulunan geniş ve zengin bir yapıdır. Yapımını I.Beylikler döneminden Erzincan, Divriği bölgesinde hüküm sürmüş Mengücekliler üstlenmiştir.


Daha sonrasında Anadolu Selçuklu etkisiyle şifahane ve türbeler de yapı içine dahil olmuştur. Yapımı tahmini olarak 15 yıl kadar sürmüştür. Cami ve şifahaneye ait en dikkat çekici unsurlar toplamda 4 tane olan, yüksek kabartma sanatına ait heykelleri andıran taç kapılarıdır.

Kapılar

Kapılar, rölyef sanatının benzersiz görkemine sahiptir. Yapının birbirinden güzel ve anlamlı kapıları bulunmaktadır. Bunlar; Şah Kapı, Darüşşifa Taç Kapı, Batı Kapı ve en görkemlisi Cennet Kapı’dır.

Şah Kapı yapının doğu kesiminde bulunan kapıdır. Yapılışında Klasik Selçuklu mimarisi etkisi görülür. Osmanlı’daki Hünkar Kapısı kavramıyla paralellik göstermektedir. Dönemin yöneticilerinin giriş yaptığı kapı olup diğer kapılara göre daha az sadedir. Kapının boyunun insan boyuyla eş değer olması İslami imgelerin varlığını ortaya çıkarmış ve kibrin önüne dolaylı olarak geçilmeye çalışılmıştır.

Batı Kapının, Çarşı Kapı, Çıkış Kapısı, Gölgeli Kapı gibi isimlerinin yanı sıra, son zamanlarda yaygın olarak kullanılan ismi “Tekstil Kapı”dır. İnce taş işlemeciliğinin doruklarına ulaştığı bu kapı, bir kilim veya seccadeyi anımsattığı ve çok fazla dantel örneği sergilediği için bu ismi almıştır.

Gölgeli Kapı denmesinin en önemli meselesi ise özellikle Ağustos aylarında ikindi namazından önce beliren ‘İbadet Eden İnsan’ siluetidir.

Ne yazık ki bu tespitin ve gizemin topluma aktarılması Japonların keşfi ile gerçekleşmiştir. Batı Kapının bir çok gizli ve hala açıklamayan mesajları bulunmaktadır.

Bunun yanında kapıda bir çok bitki(özellikle lale figürü) ve hayvan (Çift Başlı Kartal) kabartmaları bulunmaktadır. Lalenin varlığı yine İslami imge olarak kullanılmış, tevhid inancını pekiştirmek amacı güdülmüştür. Çift Başlı Kartal ise Klasik Selçuklu mimarisinin vazgeçilmez temsili olup özgürlük ve gücü sembolize etmektedir.

Batı Kapıda birçok ters ve düz lale kabartmaları bulunmaktadır.

Darüşşifa Taç Kapı, şifahanenin bu görkemli kapısı, caminin hemen yanında bulunmaktadır. Kapının üzerinde beşgen ve sekizgen yıldızlar bulunup, tamamı Türklüğü sembolize etmektedir. Kapının ortasında bulunan sütunun ismi ‘Denge’ sütunudur. Denge sütunun sağında ve solunda olmak üzere iki adet Süleyman Mührü bulunmaktadır.

1939 depremine kadar dönme özelliğini hala koruyan bu sütun, depremden sonra sabitlenmiş olarak durmaktadır. Yapının bir kaç yerinde bu sütunları görmek mümkündür. Bunun yanında diğer kapılardaki sembollerin benzerlerine ek olarak insan sembolleri de yer almaktadır. Ancak 1970’li ve 1980’li yıllarda insan tasvirlerine ‘uygun bulmamak’ gerekçesi ile zarar verilmiştir.

Cennet Kapı

Cennet Kapı, tüm kapıların ayrı bir görkeminin bulunmasına rağmen kapıların arasında en görkemlisi Cennet Kapıdır. Bu kapının da diğer kapılar gibi birden çok anılış ismi bulunmaktadır. Kuzeye baktığı için Kuzey Kapı, halkın giriş yaptığı kapı olduğu için Cümle Kapısı olarak da bilinmektedir.

Cennet kapısı denmesinin en belirgin özelliği kapı üzerindeki motiflerin Kuran-ı Kerim’de geçen cennet tasvirleriyle paralellik göstermesidir. Cennet Kapısı, Allah’a yöneliş kapısıdır ve Ahmet Şah bu kapıyı Alaaddin Keykubat’a armağan etmiştir.

Alaaddin Keykubat hükümdarlık statüsünün yanında güçlü bir mimardır ve bu kapı onun mükemmel dehasına armağan edilmiştir. Ayrıca günümüzde Cennet Kapının gizemi hala tam olarak çözümlenememiştir.

Kapının sağ tarafından uzanan saksı içinde büyüyen bitki (ölümsüzlük bitkisi), Mısır kültürüne ait izlerin bile var olduğunun mesajını verir. Cennet kapı özetle simetrik izlenimi veren ancak kendi içinde asimetrik, karmaşık ve binlerce zengin mesajı içeren bir şaheserdir.

Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi Türkiye’nin ilk UNESCO eseridir. Divriği’nin yolları uzak, gidilmiyor. Divriği depremlerin üstüne kurulu ve Divriği’ye yapılan her bir ev bu şaheser mimarinin basıncını etkilemeye devam ediyor.

Taşlarına aşk doldurulan bu şahesere günümüzde, aşk sözcükleri yazılıyor. Bir çok motifine depremlerden çok insanlar zarar vermiş. Öyle bir eser ki her bir taşın iç içe geçmiş başka bir taşla hikayesi bulunmakta.

Ama her şeye rağmen ‘Ben buradayım, yaşamaya devam ediyorum’ diyor.

İLGİLİ : Eşrefoğlu Camii – Ahşap Süslemeciliğinin Doruk Noktası

Toplam Puan!
Oy verin!
Teşekkürler!

Nur Şahin, 10 yaşında Deli Dumrul’u okuyup, İznik çinilerini inceleyen; 17 sinde Rus Devrimden etkilenip, Petersburg’a hayran kalan, 22 sinde öğretmen olup öğrencilerine İyon Sütunlarını anlatan, 26 sında sanatın ve tarihin kardeşliğini yaşatan biri.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir