Gladyatör Oyunları ve Antik Roma’da Gladyatörler

- Okuma süresi: 13 dk, 55 sn

Gladyatör Kavramının Etimolojisi ve Oyunların Kökeni

Latincede gladius sözcüğü kılıç anlamına gelip onu ustaca kullanan kişilere gladyatör denmekteydi. Kelimenin tarihi Etrüsklere kadar dayanıp Etrüsklerden kalan bazı eserler üzerindeki tasvirlerde gladyatörlerin kılıçla dövüştükleri görülmektedir.

Zaten gladyatör dövüşlerinin geçmişi, Etrüsklerin savaşlarda yitirdikleri kişilerin onuruna düzenledikleri cenaze törenlerinde düşman savaş esirlerini dövüştürerek ‘’ölülerin kanına karşılık düşman kanı akıtma’’ geleneğine dayanır.

Oyunlar bir dönem Roma halkının eğlence anlayışının merkezinde yer almıştır. Başlangıçta sadece cenaze törenlerini süslemek amacıyla düzensiz aralıklarla yapılan bu gösteriler zamanla artarak halkın beğenisini kazanmıştır.

Oyunların halk tarafından şiddetle talep edilmesi sonucunda organizatörler, politikacılar ve devlet adamları yani Roma senatosu oyunları kurumsallaştırır. Kurumsallaşan oyunlar çok geçmeden antik toplumun en önemli sosyal rant gruplarından birisi haline gelir. Tüm Akdeniz dünyasına, Afrika’ya, Anadolu’ya ve Avrupa’ya da Romalılar tarafından tanıtılmıştır.

Gladyatör oyunları Roma’da ilk kez M.Ö. 264 yılında Q. Fulvius ve Appius Claudius’un konsüllükleri sırasında düzenlenmiştir. O yıl, Brutus Pera adında biri ölen iki oğlunun cenaze töreni sırasında üç çift gladyatör dövüştürmüştür.

Bilinen ilk gladyatör oyununda çiftlerin sayısı üç iken Caesar (İ.Ö. 44) döneminde bu sayı üç yüz çifte kadar yükseldi. Daha önce bir günde tamamlanan gösteriler İmparator Titus döneminde (İ.S. 79-81) yüz gün kadar sürmeye başladı.

Antrenörler ve Organizatörler

Dini bir ritüel olarak başlayan oyunlar zamanla bu özelliğini kaybetmiş ve eğlence oyunu haline gelmiştir. Eğlence halini alan oyunların sonucu olarak gladyatörlük para kazanılan bir meslek olmuştur. Gladyatör gruplarını kuran kişilere lanista gösterilere ise munus adı verilmekteydi.

Deneyimli gladyatörler hayli pahalı olduğundan, lanistalar köle pazarlarına yöneliyor ve buradan aldıkları köleleri gladyatör olarak eğitiyorlardı.

Kimi lanistalar gladyatör alıp satmak veya kiralamak üzere bürolar kurmuşlardı. Onların bu tür bir ticari etkinlikte bulunmalarına İmparator Augustus (İ.Ö. 1- İ.S. 1.yy) tarafından yasaklanmışsa da, Marcus Aurelius (İ.S. 3.yy) tarafından yasallaştırılmıştır.

Kimler Gladyatör Sınıfına Dahildi?

a) Mahkemeler tarafından “arenada ölüm” cezasına çarptırılan kimseler ( noxii veye ad glaudium ludi damnati ) :

Roma hukuk sisteminde köle ya da özgür insanlara verilebilecek bu cezaya çarptırılan bir kişiyi üç tür ölüm beklemekteydi:

  1. Vahşi hayvanların önüne silahsız atılıp yem olma. (Bu daha çok köle suçlular için uygulanan bir yöntemdi.)
  2. Arenada kılıçla öldürülme. (Bu acımasız bir ölüm demekti ve genellikle vatandaş statüsündeki mahkumlara uygulanmaktaydı.)
  3. İkişerli gruplar halinde arenaya çıkarılıp ölünceye kadar dövüştürülme. (Bu uygulamada, mahkumlardan biri silahsız dövüşmekteydi.)

b) Köleler (Servi ): Her köle kayıtsız şartsız efendisinin otoritesi altında olduğundan, köle sahipleri diledikleri taktirde onları gladyatör olarak dövüştürme hakkına sahiplerdi.

c) Kendi isteği ile gladyatör olanlar (auctorati): İster özgür, ister azatlı olsun, dileyen bir kişi gladyatörler okuluna (ludus) giderek bu yoldan para ve ün sahibi olabilirdi. Gladyatör okulundaki eğitimini tamamlayan bir kişinin yasal olarak bir gladyatör ( gladiator legitimus ) olabilmesi için bir bildirim yaparak (ferula), amphitheatrumda yakılmaya (uri), zincire vurulmaya (vinciri), dövülmeye (verberari) ve silahla öldürülmeye (ferroque necari) hazır olduğunu belirtmesi gerekiyordu.

d) Sözleşmeli Gladyatörler (gladiatores sestertiarii): Yalnızca para için dövüşen özgür insanlara bu ad verilmekteydi. Kiralık gladyatörün para alabilmesi için dövüşen yara almadan çıkması gerekiyordu. Suçluların vahşi hayvanların önüne bırakıldığı gösterilerde yaşanan en büyük sorun, hayvanların seyircilerin çıkarmış oldukları yüksek sesten rahatsız olarak mahkumlara saldırmamalarıydı. Böyle bir durumda izleyici aşırı tepki gösterirse organizatörün infazı kaçınılmaz bir sonuçtu.

Gladyatörlerin Eğitimi

Gladyatör eğitimleri ludus adı verilen okullarda yapılmaktaydı. Luduslar gladyatörlerin barınma yerleriydi. Burada yöneticilerin ve görevlilerin kaldıkları odalar, silah odaları, yemek ve erzak depoları, yatakhaneler bulunmaktaydı. Bir gladyatör adayı Ludus’a girdikten sonra orada bulunacağı süre içerisinde her türlü kurala uyacağına dair yemin ederdi.

Ayrıca Doctor ya da Magister adı verilen eğiticisinin her türlü emrine uymak zorundaydı. Gladyatörlerin eğitimleri boyunca ucu sivriltilmiş silahların okulda kullanılması yasaktı. Gladyatör adayları derslerine rudis adı verilen tahta bir kılıçla başlardı. Gladyatör aldığı kısa bir eğitimden sonra hangi kategoriye uygun olduğu görülürse artık o kategoride ders almaya başlardı.

Gladyatör Okulları

İmparatorluğun pek çok yerinde gladyatör okulları kurulmuştu ve bu okulların sahiplerinden biriside J.Caesar’di. Caesar 5.000 gladyatörlük bir okula sahipti. MÖ 1. yüzyılda okullar devlet kontrolü altına alındı. Böylelikle gladyatörlerin kişisel bir ordu kurmasının önüne geçilmiş oldu.

Gladyatör okullarını (ludus) kuran kişilere antrenör (lanista), gösterileri düzenleyenlere ise organizatör (editores) denirdi. Bir kişi hem lanista hem de editor muneris olabiliyordu. Gladyatör okuluna alınan bir kişi dahil olacağı gladyatör sınıfına göre bir eğitmene (doctor) verilirdi. Doctor’lar genelde deneyimli gladyatörlerdi.

Romanın en büyük gladyatör okulu Ludus Magnusdu. Bu okul bir imparatorluk Ludusu idi ve gladyatörler doğrudan imparatora bağlıydı. Okulun  başında ise Patrici ailesinden gelen bir kimse bulunurdu. Bu kişi Procurator olarak adlandırılmaktadır.

İmparatorluğun en iyi gladyatörleri bu okulda  bulunmaktaydı ve bu okul imparatorluktaki en zorlu eğitimi veren okuldu. Küçük Asya’da ise gladyatör okullarının varlığı bilinmektedir. Bithynia, Galatia, Kappadokia, Lykia ve Pamphylia’da gladyatör okulları kurulmuştur. Eyaletlerdeki bu okulların yönetiminden valiler sorumluydu ve valiler bu oyunların teşvik edilmesi içinde çalışmaktaydılar.

Gladyatör Tipleri

Gladyatörler kendi etnik gruplarına göre seçmiş oldukları dövüş teknikleri ya da kullandıkları silahlara göre gruplara ayrılırlardı. En bilinen gladyatör tipleri şunlardı:

Gladyatörler

Rölyef

Andabata: Hakkında sınırlı bilginin bulunduğu bu gladyatör çeşidinin en dikkat çekici özelliği, gözleri bağlı bir şekilde dövüşmesidir.

Dimachairus: İsmi “kılıç” anlamına gelen “machaira” sözcüğünden türemiş olan bu grup için “çift kılıç kullananlar” diyebiliriz.

Eques: Atlı savaşçılar olan bu gladyatörler yalnız kendi aralarında dövüşürlerdi. Hafif orta sınıf olan bu grup gladyatörler birer tünik (tunica) giyer, siperli miğfer (galea), sağ kollarında kolluk (manica) taşırlar, birer mızrakla (hasta) saldırır ve küçük yuvarlak kalkanla (parma) korunurlardı.

Essedarius: İsmini büyük bir olasılıkla Keltlerin savaş arabalarından (essedum) almıştır. İki tekerlekli savaş arabaları ile dövüşür, sorguçsuz, yumurta şeklinde, göz delikleri bulunan bir miğfer, önceleri düz, sonradan bombeli orta boyda oval bir kalkan ve kolluk kullanır, bacak zırhı kullanmazlardı. Hafif, orta sınıfa dahillerdi.

Gallus ve Murmillo: Gallus sözcüğü “Gallialı” anlamına geldiğine göre bu gladyatör türünün Gallia’yı fetheden Caesar döneminde (İ.Ö. 1.yy) ortaya çıktığı düşünülmektedir. Fakat silah ve dövüş türü hakkında bilgiye sahip değiliz. Bazı bilim adamları imparatorluk döneminde ortaya çıkan Murmillo adındaki gladyatör grubunun “Gallus” a eşit olduğunu söylerler.

Hoplamachus: Helenistik Dönem’de seyahat eden dövüş eğitmenlerine verilen isimdi Thrax sınıfının ve Murmillo’nun standart rakibiydi. Bombeli metal bir kalkan, mızrak ve düz bıçaklı kısa bir kılıca sahipti. Ağır sınıfa dahildir.

Laquearius: Baş ve ayakları çıplaktır. Sol omzunda bir galerus bulunan bu sınıfın karakteristik silahı, laqueus adı verilen bir kementtir. Dövüş sırasında bu kementi rakibinin boynuna geçirmeye çalışırlardı. Sağ ellerinde ise baston şeklinde bir sopa bulunurdu.

Provocator: “Meydan okuyan”. Samnit silahlarını kullanan bu sınıf Cicero’nun yaşadığı 1. yüzyıldan sonra ortaya çıkmıştır. Gladius’dan daha uzun olan ve spatha adını alan bir kılıç kullanırlardı. Ağır, orta sınıf.

Retiarius: “Ağ dövüşçüsü”. Augustus Dönemi’nde ortaya çıkmıştır. Özellikle Secuturlar ile dövüşen bu gladyatörlerin en belirgin özellikleri, bir ağ (iaculum) ve üç ağızlı mızrak (trident) kullanmalarıdır. Retiariusların “manica”yı sol kola takmaları ilginçtir. Hafif silahlı gruptadır.

Samnites: “Samnit”. Büyük bir olasılıkla Cumhuriyet Dönemi gladyatör tiplerinin en yaygın olanıdır. Samnitlerin ayırt edici özellikleri, giysilerinin ve silahlarının ağır oluşudur. Dar, uzun ve dikdörtgen bir kalkan (scutum), kısa bir kılıç (gladius), bazen mızrak taşımakta ve sorguçlu bir miğfer giymekteydiler. Sol bacaklarını bilekten dize kadar koruyan bir zırh (ocrea), kemer (balteus), kısa önlükleri (subligalicum) vardı. Öte yandan kolları koruyan bantlar ile bunları sağlamlaştıran koruyuculara da sahiplerdi.

Saggittarius: Adını Latincedeki “saggitta” (ok) sözcüğünden alır. Sivri bir miğferi ve pullu zırhı olan okçu takımıdır.

Secutor: “Takipçi”. Caligula (İ.S. 37-41) döneminden itibaren Samnit silahları ile dövüşen bu gladyatör grubuna rastlanır. Retiariusların standart rakibiydi. Kullandığı miğferin yüzgece benzeyen sorgucu, ağ ve üç çatalla silahlanmış rakibine karşı oynadığı balık rolüne uyar. Ağır sınıftır.

Thrax: Pontus kralı Mithridates Eupator’un ordusunda kendilerine karşı savaştıkları için Romalılar tarafından cezalandırılan Thrax askerlerinin arenalara gönderilmeleriyle birlikte bu gladyatör sınıfı ortaya çıkmıştır. Ayırt edici silahları, ucu kavisli bir hançer (sica), kimi zaman ortası zikzaklı bir mızrak ve aparma (parmula) adı verilen kare ya da üçgen şekilli kısa kalkanlardır.

Gladyatör Oyunları

Okulda geçen uzun bir hazırlık döneminin ardından, silah kullanma konusunda becerilerini geliştirerek dövüşe hazır hale gelen gladyatörlerin, arenaya girişlerinden önce bir takım formel seremonileri gerçekleştirmek zorunda oldukları anlaşılmaktadır.

Oyunların düzenleneceği yerin ve tarihinin belirlenmesinin ardından, tıpkı günümüzde olduğu gibi, oyunu düzenleyen kişi ve oyunlarda dövüşecek gladyatörlerin adları ve branşlarının belirtildiği bir reklam afişi hazırlığına gidilirdi. Yine dövüşler düzenleyicilerin tuttukları tellallar aracığı ile duyurulmaktaydı.

Oyunlar başlamadan bir gün önce editörler sahibi oldukları dövüşleri iyi beslerlerdi. Bu yemeğin amacı gladyatörün yüksek kaloriye ulaşmasını sağlamaktı böylece gladyatör rakibi üzerinde üstün olabilirdi.

Ertesi gün güneşin doğmasıyla birlikte, değerli taşlarla süslü elbiseler içerisinde zincire bağlı ve silahsız olarak, resmi tören geçidi havasında arenaya götürülen gladyatörler, arenaya girişlerinin ardından, imparatorun locası önünde durarak, Latince ‘çok yaşa imparator, ölümle kutsanmış olan bizler seni selamlarız!’ (Ave, Imperator, morituri te salutant!) narasını atarlardı.

gladyatörler

Augustus gladyatör oyunlarının programını şu şekilde yapmıştır:

Sabah, arena dışında da her şeyin kontrol altında olduğu mesajını vermek üzere hayvanlar kesilirdi ( venationes )

Öğlen, ya çarmıha gerilerek ya hayvanlar tarafından parçalanarak (ad bestias) ya da yakılarak (ad flammas, crematio), adi suçlular öldürülürdü (noxii, cruciarii).

Gerçek gösteri olan gladyatör dövüşleri ise öğleden sonra gerçekleştirilirdi (munera).

Gösteriler genelde hava kararana kadar sürer, hatta bazen gece de devam ederdi. Bu durumlarda arena kandillerle aydınlatılırdı.

Dövüşler hareketli bir müzik eşliğinde yapılırdı. Summa rudis ve secunda rudis ismi verilen iki hakem dövüşü izlemekle görevliydi. Summa rudis arenadaki kurumsal gücü ve yüce disiplini temsil eden bir asa taşırdı. Bu asa dövüşçüleri ayırmak, kural ihlallerini belirtmek ve molalar için kullanılırdı.

Ödüller

Galip gelen gladyatöre verilen en önemli ödül palmiye (palme) yaprağı olup, ödülünü alan gladyatör arenada bir tur atardı. Her galibiyette bir adet palmiye yaprağı kazanıldığından gladyatörlerin başarısı palmiye yaprağı ile ölçülürdü. Ayrıca galip gelişinin ardından özgürlüğünü de kazanan gladyatöre tahta bir kılıç (rudis) verilirdi.

Gladyatör dövüşlerinin devlet tarafından desteklendiği dönemlerde, örneğin Nero (İ.S. 54-68) zamanında, başarılı gladyatörlere ev ya da arazi gibi armağanlar verildiği bilinir. Ayrıca bu armağanlar arasında son derece pahalı ve süslü bazı silahlar ya da gladyatörlerin süs olarak taktıkları bilezikler de bulunmaktaydı.

Spartacus Ayaklanması (İ.Ö. 73-71)

İ.Ö. 73 yılında Capua kentindeki gladyatör okulunda başlatılan gladyatör isyanı giderek büyümüş ve üç yıl kadar süren büyük bir köle ayaklanmasına dönüşmüştü. Spartacus adındaki Trakyalı bir Thrax tarafından yönetilmiştir.

Amphitheatrum 

Roma kentinde amphitheatrum ‘lar vilicus’larca yönetilmekte ve bu yöneticiye bekçi (custos), bekçi yardımcısı (custos vicarii) ve kapıcı (ostiarius) gibi diğer bazı görevliler yardımcı olmaktaydı.

gladyatörler

Amphitheatrum

Gösterinin yapıldığı kumla kaplı alanı temizlemekle görevli olanların başlıca görevleri arenanın kumlarını yenilemek, kanları temizlemek, gladyatörlerle ilgilenmek ve gösterilerden arta kalan insan ya da hayvan ölülerini kaldırmaktı.

Arenada dövüşe çıkacak olan gladyatörün ismini anons eden tellallar (praecones) ve gladyatörün isminin yazılı olduğu levhayı taşıyan görevlilerde bulunurdu. Ayrıca olası bir olayı bastırmakla görevli güvenlik ekibi de vardı.

Gladyatör Oyunlarının Sonu

İmparator Konstantin tarafından Beyrut’ta 1 Ekim 325 yılında yayınlanan bir fermanla, gelenek olduğu üzere ağır suçluların arenalarda gladyatör olarak dövüştürülmesi kesin olarak yasaklanmış ve bundan böyle cezalarını gladyatör olarak dövüşmek yerine, devlete ait maden ocaklarında çalışarak çekecekleri belirtilmiştir.

gladyatör oyunları

Bu yasağa rağmen 4. Yüzyılın sonuna kadar oyunları düzenlenmiş ve gladyatör yetiştirilmeye devam edilmiştir. M.S. 380. Yılında Hıristiyanlık Roma’nın resmi dini olmuştur. Kilise kurallarına göre gladyatörler ve oyunları düzenleyenler vaftiz için uygun değildir.

MS 399 yılında kilisenin isteği ile oyunlar yasaklanmış; ancak bu da oyunlara ilgiyi azaltmamıştır. Rahip Telemakhus MS 404 yılında arenada insanlara oyunlara katılmamaları için konuşma yaparken taşlanarak öldürülmüştür.

Yine bu tarihte imparator Honorius, Telemakhus örneğini vererek oyunları kınamış ve arenaları kapatmıştır. Bu tarihten itibaren oyunlara ilgi oldukça azalmıştır. Ancak oyunların tamamı ile yasaklanması ve son bulması MS 681 yılında gerçekleşmiştir.

İLGİLİ YAZI : Kolezyum – Roma’nın Ölüm Arenası

Yararlanılan Kaynaklar:

Malay, H. ve Sılay, H. (1991). Antik Devirde Gladyatörler. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.

Özgüzel, Derya. (2005). Gladyatörler. Antalya

Uzunaslan, A. (2005). Antik Roma’da Gladyatör Oyunları. Süleyman Demirel Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi S.B Dergisi, s. 15-58

Uzunaslan, A. (2010).Gladyatörler: Arenanın Tutsak Savaşçıları. Ankara: Myken Yayınları.

Yurtsever, Adem. (2012). Side’de Romanizasyon Sürecinde Gladyatörler ve Agonlar. Eskişehir

Kübra Nur Kalkan, Hacettepe Üniversitesi'nde Sanat Tarihi Bölümü okuyor, İletişim : knurkalkan@outlook.com

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir