Gustav Klimt ve Öpücük (Kiss)

- Okuma süresi: 8 dk, 18 sn

Gustav Klimt

1862 yılının Temmuz ayında doğan sanatçı 1918 yılının Şubat ayında hayata veda etmiştir. Bu süre içinde Gustav Klimt hem eserleri hem de kişiliği ile modern sanatın sembol isimlerinden biri haline gelmiştir.

Avusturyalı ressam Viyana yakınlarındaki Baumgarten banliyösünde doğdu. Babası altın oymacılığı yaparak ailesini geçindiriyordu. Babasının mesleği hiç şüphesiz Klimt’in sanatını doğrudan etkileyen unsurlarından biridir.

1876’da Viyana Sanat Okuluna gitmiş ve buradan mezun olduktan sonra 1886-1892 yılları arasında Burgteater ile Viyana Sanat Tarihi Müzesinde duvar resimleri yapmıştır. Yine bu dönemde ‘Alegoriler ve Amblemler’ isimli sergilere de katkıda bulunmuştur. Bu çalışmalarında ise kadın figürünü ve altın rengini sıkça kullanmaktadır.

Gustav Klimt ve Secession Hareketi

Gustav Klimt 1897’de genç sanatçıları etrafında toplamış ve yeni bir hareket başlatmıştır. Bu hareket Viyana’da Viyana Sanat Okulundan ayrılan sanatçılar tarafından başlayarak Secession adını almıştır. Gustav Klimt bu yıllarda yaptığı resimlerinde cesur bir erotizm kullanmıştır.

Kısa bir süre sonra Secession grubu ile birlikte bir sergi açarak bu sergi için , Beethoven’ın 9. Senfonisine ithafen bir friz hazırlamıştır. Bu frizlerde çizdiği kadın figürleri çıplaktı ve bu çıplak kadınların doğurganlık özelliklerini ön plana çıkaracak şekilde resmetmişti. Bu doğurganlık ise o dönemde sonsuzlukla bağdaştırıldı.

gustav-klimt

Gustav Klimt – Beethoven Frieze, 1902

1902 yılında yaptığı bu eserde alçı ve çeşitli aplike malzemeler kullandı. Frizin uzunluğu 34,14 m., yüksekliği ise 2,15 m’dir. Bu resimde figür olarak seçtiği kızıl kadınlar, erotizm ve altın uygulamaları daha sonra yapacağı ve sanatçının başyapıtı olarak bilinen ‘Kiss/Öpücük’ adlı eserinde de gelişmiş olarak karşımıza çıkacaktır.

Klimt bu dönemde Sembolizm ve Art Nouveau akımlarından oldukça etkilenerek bu akımları yaymak için büyük çaba harcamıştır.

Gustav Klimt – Kadınlar ve Kediler

Kiss/Öpücük Klimt’in, Avrupa’nın en sıra dışı ressamlarından biri olduğunun ispatla nitelikte bir eserdir. Klimt’in aşka,tutkuya ve erotizme çok güçlü bir şekilde tutkulu olduğu bilinmektedir. Özellikle sevdiği iki şey var; biri kadınlar, diğeri kediler..

Özellikle kızıl kadınları sevdiğini ve bu yüzden figür olarak seçtiğini biliyoruz. Klimt ile aynı dönemde yaşayan pek çok sanat eleştirmeni atölyesinde onu izleme fırsatı bulmuştur. Bu kişiler notlarına Klimt’in çok güçlü cinsel dürtüleri olduğunu ve cinselliğe düşkün olduğunu kaydetmişlerdir.

gustav-klimt

Bunu başkalarından öğreniyoruz çünkü Klimt hayatı boyunca sessiz bir insan olarak tanınmış ve eserleri hakkında herhangi bir yazı yazmamıştır. Sadece sanatını değil düşündüklerini de yazmayı reddetmiştir.

Gustav Klimt Viyanası

Ona göre biri Klimti tanımak isterse yaptığı resimlere bakmalıdır. Ayrıca dönemin Viyana’sı da Klimt eserlerini incelerden dikkate alınmalıdır. Viyana’da resmin yapıldığı dönemde cinsellik adeta popülerdir.

Sadece cinsellik bakımından da değil pek çok sanatçı ve bilim adamını bulundurması bakımından bilim ve sanat merkezi olarak da tanımlanmaktadır.

gustav-klimt

Cinselliğin sanatı bu denli etkilediği bir dönemde Klimt gibi bir sanatçıyı da etkilememesi neredeyse imkansız. Onu tanımlayan ve atölyesini ziyaret eden kişilerin söylemleri de bunu destekler niteliktedir.

İLGİLİ YAZILAR : Sanatçılar ve Eserleri

O dönemde sanat eleştirmenleri Klimt’in atölyesinde bir çok kadının tembel bir şekilde kendi hallerinde takıldığını ve Klimt’in bu kadınları izleyerek anlık eskizler çizdiğini yazarlar.

Gustav Klimt ve İlişkileri

Klimt o kadar çapkındır ki 6 Şubat 1918’de beyin kanaması sonucu hayata veda ettiğinde 14 tane kadın miras davası açmış ve bunlardan dört tanesi bu davayı kazanmıştır.

Öpücük ise aşkın resmidir. Zaten ilk kez sergilendiğinde adı Öpücük değil ‘Aşıklar’ olarak yazmaktaymış. Eser günümüzde çok popüler bir simge haline gelmiştir.

Sayısız reprodüksiyonu vardır. Kartpostalları, eşyaları (çanta v.b) ve kopyaları ile büyük bir ikondur adeta. Aşkın, sevginin ve şehvetin ikonu…

Kiss / Öpücük Eseri

1905 yılında kurucularından biri olmasına rağmen Secession grubundan bazı grup üyeleri ile yaşadığı anlaşmazlıklardan dolayı ayrıldı ve kısa bir süre sonra 1907-1908 yıllarında başyapıtı olarak tanımlanan ‘Kiss/Öpücük’ adlı eserini yaptı.

gustav klimt

Eser 180 x 180 cm ölçülerindedir. Tuval üzerine yağlı boya kullanılarak yapmıştır. Günümüzde Viyana’da Beldevere Sarayı’ndaki müzede sergilenen bu resim Sanat Tarihinin en meşhur eserlerinden biridir.

Organizma Halinde İki Figür

Şimdi resmi inceleyelim biraz.Biri kadın biri erkek iki figüre bakın. Bir araya gelerek ilginç bir cisme dönüşmüşler adeta. Sanki yeni bir organizma oluşturmuşlar. Resimdeki figürler öpüşme sırasında kendilerini kaybetmiş gibidirler. Etraflarında bulunan her şey yok olmuş ve altın gibi ışıldayan bir dünyaya geçiş yapmışlar.

gustav-klimt

Klimt perspektifle neredeyse hiç uğraşmamış ve bunun yerine bezemeye oldukça yoğun bir çaba harcamıştır. Bu bezemelerde ve detaylarda sembolizmin güçlü etkisini görüyoruz. Kadın figürünün vücut hatları ve kalçaları belirgin yapılmıştır.

Daha önce de bahsettiğim gibi bu hatlar ve dolgunluk doğurganlığı, doğurganlık ise sonsuzluğu sembolize etmektedir. Ayrıca Antik Çağda yine doğurganlığın simgesi olan Yürek yaprağının dalları her yere serpiştirilmiştir.

Sembolizm

Bu dallar kadının bacaklarına erotizmi çağrıştıracak biçimde dolaşmaktadır. Klimt bu sahneyi mitolojik bir sahneyi işler gibi işlemiştir çünkü aşkı kutsal görmektedir. Kadın ve erkek figürleri kıyafetlerinin işlemeleriyle birbirinden ayrılmıştır.

Kadında dairesel motifler, erkek figüründe ise köşeli veya dikdörtgen motifler görüyoruz. Bunların bir şekilde erkeklik ve kadınlığı sembolize ettiği düşünülüyor.

St. Vitale Mozaikleri

Eserin en önemli özelliklerinden biri de altın kullanılmasıdır. Bunda babasının mesleği etkilidir ancak doğrudan değil. Babasından el becerisi konusunda izleyerek veya deneyerek bir şeyler kapmış olabilir.

Ancak asıl olarak İtalya gezisi sırasında Ravenna’da bulunan St.Vitale Kilisesi’nde gördüğü altın mozaiklerden oldukça etkilenmiştir. Klimt Öpücük resminin mitolojik ve kutsal bir resim olmasını istemiş ve bu sebeple Ravenna’da cenneti simgeleyen bu altın mozaikleri kullanmaya karar vermiş olmalı.

Altın Varak Tekniği

Resimde altın varak tekniğini başarıyla kullanmıştır. İşte babasının etkisi de bu tekniği kullanış biçiminde ortaya çıkmıştır. Burada yaptığı altın varağı uygulamak için sekiz farklı yöntem kullanmıştır. Ayrıca resmi üç boyutlu gösterebilmek için alçı da kullanmıştır.

Resimde zaman ya da mekan belli değildir. Figürler aşkın ve öpücüğün etkisiyle gerçeklikten kopmuş bir gibiler. Ama yinede resimde tuhaf bir gerilim vardır.

Aşk ve Gerilim

Bu iki figür bir uçurumun kenarına yerleştirilmiş. Bize bu gerilimi hissettiren de büyük ihtimalle bu tehlikedir. Ancak Angelica Baumer’in konuyla ilgili farklı bir düşüncesi var. Baumer resimdeki kadının zorla öpüldüğünü düşünüyor.

Bunun için resme daha dikkatli bakmamız gerektiğini söylüyor. Erkek kadında tam bir hakimiyet kurmak için iki elini de kullanmış ve kadının üzerine doğru, vücudu rahatsız bir pozisyonda eğilmiştir.

Erkeğin bu şekilde rahat olduğu düşünülemez. Kadının kendini geri çekmesi bunu sağlamış olabilir mi ? Bu kadarla sınırlı değil Baumer’in düşündürdükleri. Mesela kadının, erkeğin omzunda duran eline bakın.

Elini yumruk gibi yapmış ve parmak uçlarını avuç içine doğru kapatmış. Angelica Baumer, seven bir kadının o durumda elini açarak erkeğe dokunacağını ancak buradaki figürün dokunmak istemediğini söylüyor.

Baumer Yorumu

Baumer’in dikkat çektiği en önemli nokta ise kadın figürünün ağzının sımsıkı kapalı olması. Sanki erkek kadının dudağını ıskalayıp son anda yanağından öpüyor. Gustav Klimt’in önceden çizdiği kadın figürlerinin hepsinin ağzı biraz açıkken burada sımsıkı kapalı olmasının nedeni erkeğin onu zorla öpmek istemesi olabilir mi ?

Kafa karıştıran bir nokta bu. Kulağa da gayet mantıklı geliyor. Klimt esere ilk başta neden ‘Aşıklar’ adını koydu o zaman ? Bu soru da benim kafamı karıştırıyor. Sizce hangisi ? Sizce bu iki figür gerçekten birbirine aşık mı ? Yoksa erkeğin şehvetine karşı koymaya çalışan bir kadın figürü mü var resimde ?

Gustav Klimt eserleriyle Modern Sanatın en önemli figürlerinden biri haline gelmiştir. Ayrıca Oskar Kokoscka ve Egon Schiele gibi ressamları ciddi şekilde etkilemiştir. Söyleyeceklerim bu kadar. Umarım beğenirsiniz, okuduğunuz içi teşekkür ederim. Sanatla kalın.

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Celil Sadık, Pamukkale Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü mezunu, İletişim : celilsadk02@gmail.com , Twitter : @SanatnTarihi

4 Comments

  1. hilal

    15 Ocak 2018 at 19:23

    Çok güzel ve aydınlatıcı, keyifli bir yazı olmuş. Normalde yorum yapmayı sevmeyen (daha doğrusu üşenen) biri olarak, bu yazıda ve sitenin genelinde, içeriklerdeki emeğe kayıtsız kalamadım. yazmayı hiç bırakmayın, sanatla kalın. Teşekkür ederim.

    • Celil Sadık

      15 Ocak 2018 at 20:09

      Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Böyle yorumlar geldikçe yazma isteğimiz de artıyor. Siz de sanatla kalın, tekrar çok teşekkürler ilginize 🙂

  2. Şükran onuk

    13 Temmuz 2018 at 00:14

    Merhaba, yazınız çok açıklayıcı olmuş . İzlediğimi bir Klimt i anlatan film ( adını unuttum ) bir de altın elbiseli kadın tablosunun konu edildiği aynı isimdeki film Klimt sanatına daha da hayran olmamı sağladı ancak adamın kafası çok tuhaf çalışıyormuş , eklemek istedim . Nedense tüm ressamlar gibi ilginç bir karakter .
    Tekrar tebrik ederim .

    Alakasız olacak belki ama yazılarda kullandığınız bilgisayar yazı karakterimin adını bana söyler msiniz ? Gözü yormuyor , bende sitemde kullanacak düzgün yazı karakteri arıyorum .
    Teşekkürler

    • Ali Kalburcu

      14 Temmuz 2018 at 00:35

      Merhaba,

      Yorumunuz için teşekkür ederiz.

      Helvetica deneyebilirsiniz.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir