İskitler – Sanatı, Siyasi ve Sosyal Hayatı

- Okuma süresi: 13 dk, 36 sn

Yaklaşık olarak M.Ö. 8. yüzyıldan, M.S. 2. yüzyıla kadar hakimiyetlerini sürdüren, doğuda Çin Seddi’nden batıda,Tuna Nehri’ne kadar geniş topraklarda varlıklarını 1000 yıl gibi bir süre devam ettiren İskitler; kimdir, nasıl yaşarlar bugün bu devleti anlatacağım.


İskitler yukarıdaki tanıtım kısmında da bahsedildiği gibi doğuda Çin Seddi’nden batıda Tuna Nehri’ne kadar yaklaşık 7000 kilometreden fazla bir sahaya yayılmışlardır. Bu nedenle birçok kavim ve devlet tarafından tanınıp onların belgelerinde adlarından bahsedilmiştir. İskitler hakkında ilk bilgiler Grek, Pers, Asur ve Çin yıllıklarında rastlanmaktadır. 

iskitler

Birçok farklı devletle ilişkilerde bulunmaları doğal olarak onların farklı şekillerde adlandırılmalarına neden olmuştur. İskit adına Grek kaynaklarında daha çok M.Ö. 8. yüzyılda karşılaşılırken, Grekler onlara “Skythai” olarak isimlendirmişlerdir.

Tarih açısından büyük bir önem taşıyan Asur kaynaklarında da İskit adına rastlamak mümkündür. Asurlarda İskit adına ilk kez M.Ö. 6. yüzyıllarda “Aşguzai” olarak denk gelinmiştir.

Pers kaynakları bize neredeyse İskitler hakkında en çok bilgi veren kaynaktır. Bu kaynaklarda İskitlerden “Sakalar” olarak bahsedilmiştir. Persler İskitleri üç ayrı coğrafyada yaşayan bir devlet olarak incelemişlerdir.  İskitler hakkında yapılan çalışmalarda Çin kaynaklarından da yararlanılmıştır. Onların kaynaklarında İskitler “Sai” “Sai-wang” şeklinde gösterilmiştir.

İskitler oldukça geniş bir coğrafyaya yayılıp farklı milletler tarafından tanınmaları, farklı şekillerde adlandırılmaları, kökenlerinin hangi milletten olduğuna dair bir soruyu ortaya çıkarmıştır. Fakat İskitlerin kökeni hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte farklı farklı görüşler ileriye sürülmüştür.

18. yüzyılda başlayan İskitlerin kökeni üzerine çalışmalar günümüze kadar gelmiştir. Bu çalışmalar kapsamında İskitlerin İrani, Slav ve Ural-Altay (Türk) ırklarına mensup oldukları konusunda fikirler ortaya çıkmıştır.

İskitlerin hangi ırka mensup oldukları konusunda fikirleri kanıtlamak için çeşitli tezler öne sürülmüştür. İskitleri, İrani bir kavim olarak kabul eden tarihçiler, bazı isimleri ve İskit dinini ve İran dini ile karşılaştırarak, İskitlerin İran soyundan geldiğini ileri sürmüşlerdir. Ortaya atılan tezin geçerliliğinin olmaması bu tezi doğrulamamıştır.

Diğer bir teori ise İskitlerin, Slav olduklarını öne süren fikirdir. Bu fikir daha çok Slav ülkelerinde geçerli kabul edilmiş, bu fikrin destekçileri Ruslardır. Fakat bu teoriyi kabul ettirecek herhangi bir kanıt ortaya sunulmamıştır.

İskitlerin hangi ırka mensup oldukları konusunda ortaya atılan ve günümüzde en çok kabul edilen teori onların Ural-Altay yani Türk olduklarına yönelik ortaya atılan teoridir. Bu fikre dayandırılan esas, yaşam şekillerinin, gelenek ve göreneklerinin Türklerle çok fazla benzerlik göstermesidir.

Hangi ırka ait oldukları ve adlarıyla ilgilli genel bir bilgi verdikten sonra tarihçelerine göz atabiliriz.

İskitler – Siyasi Hayat

M.Ö. 800 yıllarında bugünkü Orta Asya’ da uzun süren bir kuraklık meydana gelmişti. Uzun süre bir kuraklık dönemi yaşanması orada yaşayan halkın göç ederek, diğer kavimlerin yaşadıkları yerlerde sıkışmalarına sebep olmuştur. İskitlerin ilk kez ortaya çıkışlarının bu göçle başladığı bilinmektedir.  Yoğun göç dalgasıyla doğudan batıya kavimlerin birbirini sıkıştırması sonucunda İskitler bu yüzyılda Kimmerlerin ülkesine gelmişlerdir.

İskit Savaşçıları

İskitlerin siyasi tarihi hakkında kronolojik bir sıra ve net bilgiler vermek için yeterli yazılı kaynak yoktur. Devletin siyasi tarihi hakkında bilgiyi daha çok mücadele ve ilişki içinde oldukları komşu devletlerin kaynaklarından öğrenmek mümkün olmuştur.

  • Kimmerlerle İlişkileri; M.Ö. 8. yüzyılda meydana gelen göç sonucunda İskitler doğudan batıya doğru harekete geçtiklerinde Karadeniz’in kuzeyinde ve Hazar Denizi’nden Tuna Nehri’ne kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Kimmerlerle karşılaşmışlardır. İskitler, Kimmerlerin ülkesine doğudan girmişlerdir. İskit saldırıları karşısında duramayacaklarını anlayan bir grup Kimmerler yurtlarını terk etmeye karar vermişler, kalan diğer grup kendi aralarında çatışırken yok olmuştur.

Kimmerler, İskit istilasından sonra yurtlarını terk ederek göçe yönelmişlerdir. Bu süreç içerisinde Kafkas bozkırları üzerinden Urartu topraklarına gelerek Anadolu’yu işgal etmişlerdir. İskitler, Kimmerlerin arkasından gitmeye devam ederek Azerbaycan, İran topraklarına kadar gelmişlerdir.

  • Urartularla İlişkileri; Urartuların yerleşmiş oldukları coğrafya Kafkaslardan, Orta Asya’ya açılan kapılar üzerindeydi. Bu nedenle, Kafkaslar’dan gelen göçebe uluslarla ilişkileri olmuştur. İskitler, Kimmerleri takip ederek Kafkaslara gelip daha sonra, Doğu Anadolu’ya inmişlerdir.

M.Ö. 685 yılında Urartular, bu gelen kavmin onlara sorun yaratacağının farkında olarak onlarla antlaşma yoluna gitmiştir. Fakat bu barış çok fazla uzun sürmemiştir. İskitler, Urartu kent merkezlerine baskınlar düzenleyerek buraları tahrip etmişlerdir. Urartular M.Ö. 5. yüzyıla kadar bu baskınlara dayanabilmiş sonunda daha fazla dayanamayarak, yıkılmıştır.

  • Asurlarla İlişkileri; İskitler, Kafkaslar’ı aşarak Urartu Devleti topraklarına yerleştikten sonra, sınırları Asur Devleti’ne dayanmıştır. Asur kralı, kendilerine komşu olan bu yeni halka dostça ilişkiler kurma yoluna giderek o dönemin İskit hükümdarı olan Bartatua ile anlaşma imzalayarak, ona kızını vermiştir. Bu Asur – İskit dostluğu sayesinde Asur Kralı, Kimmerler karşısında yanında savaşacak müttefik kazanmış olur. İskitler, Kimmerlerin üzerine yürüyerek onları Anadolu’nun içlerine kadar sıkıştırmışlardır.

M.Ö. 600 yılları İskitlerin en parlak dönemleri olmuş, adeta zafer sarhoşluğu yaşamışlar. Suriye sınırlarına kadar ulaşmışlardır. Burada Medlerle karşılaşmaları onların zafer sarhoşluğunun son bulmasına neden olmuştur. Medlerin uzun süren baskıları sonucu İskitler, tekrar Urartu topraklarına geri çekilmek zorunda kalmışlardır. bu baskılardan sonra İskitler, farklı bölgelere dağılmışlardır. İskit – Asur ilişkileri, Asurluların yıkılması ile son bulmuştur.

  • Perslerle ilişkileri; Pers, İskit ilişkileri Eski Çağ tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Medlerden sonra onların yerine geçen Persler uzun zamandır bir araya gelemeyen devleti yeniden bir araya getirmişlerdir. Perslerin büyük imparatoru Kirus zamanında İskitler, siyasi olarak zayıflamış durumdaydı. İskitler, Medlerin baskılarıyla farklı bölgelere dağılmışlardı ve bir kısmı da Türkistan bölgesinde varlıklarına devam ediyordu.

Kirus yanında Saka Devleti gibi güçlü bir devletin bulunmasını istemiyordu. Kirus M.Ö. 550 yıllarında Anadolu’ya sefer yaparak Lidyalıları ortadan kaldırmış, Babil Devleti’ni sınırlarına dahil etmiştir. Fakat Sakalarla olan mücadeleleri hala devam etmekteydi.

Kirus ömrünün büyük bir çoğunluğunu İskitlerle savaşarak geçirmiştir. Birçok masala ve kitaba konu olan Kirus’un ölümü Sakalarla yaptıkları bir savaş sırasında olmuştur. Rivayete göre Kirus, İskitlerle yıllardır süren mücadeleye bitirmek için İskitlerin kadın hükümdarı olan Tomris Hatun’a evlilik teklifinde bulunmuştur.

Fakat Tomris Hatun’un bunu kabul etmemesi üzerine hile yoluyla Tomris’in oğlunu öldürtmüştür. Bu duruma çok sinirlenen ve kederlenen Tomris M.Ö. 529 yılında gerçekleşen bir savaşta onu öldürerek kafasını kesmiştir.

Tomris Hatun'un Pers Kralı Kirus'un Kafasını Kesmesi

Anlatılan rivayetin ne kadar doğru olduğu bilinmemekle birlikte Kirus’un İskitlerle olan bu savaş sırasında öldüğü doğrudur. Kirus’un ölümünden sonra yerine geçen oğlu Darius, İskitlere sefer yapmaya devam etmiştir. Medlerin baskılarından sonra dağılan diğer Sakaların bir kısmı Karadeniz kıyılarına yerleşmişlerdir.

Darius, onların üzerine harekete geçmiş, İskitler kimi zaman komşularıyla kimi zaman tek başlarına Perslere karşı mücadeleler vermeye devam etmişlerdir. Perslerin, İskitlerle olan mücadeleleri en çok Kirus ve oğlu Darius zamanında yaşanmıştır.

  • Sarmatlarla İlişkileri; M.Ö. 3. yüzyıla gelindiğinde İskitya’nın batı sınırları sürekli saldırılara uğramaktaydı. Bu yüzyılda Sarmatlar, Don Nehri’ne kadar olan bölgeleri ele geçirmişlerdir. M.Ö. 2. yüzyıla kadar bu saldırılara dayanmaya çalışmışlardır aynı yüzyıl biraz güçlenip devleti yeniden toparlamışlardır. Fakat Sarmatların teçhizatlarının daha modern olması nedeniyle İskitler onlar karşısında çok fazla mücadele edememiştir. M.S. 2. yüzyıla kadar varlıklarını koruyan İskitler, Güney Avrupa’ya ilerleyen Gotlar tarafından tamamen ortadan kaldırılmışlardır.

İskit Kültürü

İskitler Perslerin kaynaklarına göre üç koldan oluşmaktadır. Büyük bir coğrafyaya yayılmış olmaları üç ayrı kola ayrılmalarında etkin olmuştur. Her üç kolunda ayrı hükümdarı bulunmaktadır. Fakat farklı coğrafyalarda olmalarına rağmen gerektiği durumlarda bu üç hükümdar bir araya gelerek ortak karar verebilmekteydi. Göktürkler, Hunlar gibi Türk devletlerinde görüldüğü gibi boylar halinde yaşadıkları bilinmektedir. Yönetim babadan oğlu geçmekteydi.

İskitler, bozkırlarda yaşamlarını sürdürdükleri için hayatlarını göçebe kültürde devam ettirmişlerdir. Göçebe yaşam kültürünün getirdiği yaşam biçimi, hayatlarının her alanında görülmektedir. Geçimlerini hayvancılıkla yapmışlardır. Diğer göçebe kültürlerden farklı olarak, evleri çadırdan değil arabadan oluşmaktaydı. Hipokrates, onların arabalar içinde yaşadığı altı yada dört tekerlekli, üç veya daha fazla odadan oluşan evlerde yaşadıklarını söylemiştir. Bu araba evlerle göç ettikleri tasvir edilmiştir.

Yerleşik hayata bakarak göçebe yaşam kültürü göze alındığında, göçebe yaşam her zaman tedbirli olmayı gerektirmiştir. Bu tedbirli olmanın getirdiği şartlardan biri de kendini koruyup, savunmaktan geçmekteydi. İskitler’de bu tarzı benimseyerek kadın-erkek savaşçı bir milletten oluşmaktadırlar. Orduları daha çok atlılardan meydana gelen süvarilerden oluşmaktaydı. At üzerinde yayı en iyi şekilde kullanarak düşmanlarına göz açtırmıyorlardı.

İskit Ok Uçları

İskitler’de bütün göçebelerde ve dağlı kavimlerde olduğu gibi ruha inanış inancı vardı. Göktürklerde ve Hunlardaki gibi bir Şaman inancı bulunmaktaydı bunun yanı sıra M.Ö. 4. ve 5 yüzyıllarda Grek etkisinin artmasıyla Grek tanrılarına olan inanç kültürünü onlarda benimsemiş, Zeus ve diğer tanrılara tapmışlardır. Fakat diğer bölgelerde yaşayan İskitler için tek tanrılı inancı benimsedikleri de bilinmektedir. 

İskitlerin, kendilerinden sonraki Türk devletlerinde görülen yaşam tarzlarındaki benzerlikler, ölü gömme geleneklerinde de görülmektedir. Şaman inancına göre birisi öldükten sonra, ölü kırk gün gezdirilip, bu süre içinde yemekler verildikten sonra ilkbahar ve sonbahar aylarında toplu bir şekilde gömülürdü.

Pazırık Kurganı Dövmeli AdamPazırık Kurganı Dövmeli Prenses

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bunun haricinde İskitlerin önemli şahsiyetleri ve hükümdarlarını mumyalandıkları bilinmektedir. Bunun en önemli örneğini Pazırık kurganından çıkartılan dövmeli savaşçı ve prenseste görmekteyiz.

  Pazırık Kurganı Dövmeli Adam

İskit Sanatı

İskitler hakkında yapılan araştırmalar tamamen tesadüfle başlamıştır. 17. yüzyılda, gizli kazılar yapan bazı defineciler çok kıymetli altın eserler bulmuşlardır. O yüzyılda bölge Rus hakimiyeti altındaydı. Yapılan bu define avcılığından elde edilenler Çar’a ihbar edilmiştir.

Bunun üzerinde eserlere el konulmuş ve bu eserler St. Petersburg’a götürülmüştür. Bu eserlerin bir zamanlar Asya bozkırlarında yaşamış göçebelerin sanat eserleriyle benzerlikleri bu buluntuların dikkatleri üstüne çekmesine neden olmuştur.

Bu durum, konu hakkında çalışmaların yapılmaya başlanmasına neden olmuştur ve bölgede, çevre bölgelerde kazılar yapılmaya başlanmıştır. Açılan pek çok kurganda kendine has süslü sanat eserlerinin çıkması bilim adamlarını bu konuya yoğunlaştırmıştır. Bu kazı çalışmalarında çıkarılan eserlerin ortaya çıkması ile İskit sanatının özünü oluşturan “Hayvan Üslubu” hakkında fikirler ortaya atılmaya başlamıştır.

Atlı bozkır kültüründe, insanlarla savaş, hayvanlarla birlikte savaş demekti. Bu yüzden İskitlerin kültüründe hayvanlara bu denli yer vermesinin nedeni hayatlarının tamamında hayvanların yer bulmasıydı.

İskit sanatının bu güzel örnekleri kurganlardan çıkarılan eserler sayesinde görülebilmektedir. Bu kurganlar (eski mezarlar) Sibirya’dan Avrupa içlerine kadar geniş bir coğrafyada yayılmaktaydı.

İskit Kurganları

İskit sanatının aydınlatılıp, ortaya çıkmasında önemli yer tutan kurganlardan bazıları; Chertomlyk Kurganı, Pazırık Kurganı, Esik Kurganı, Kul Oba Kurganıdır.

Asya içlerinden Avrupa’ya kadar yayılan bu İskit kurganlarında İskit kültürüne ışık tutabilecek çok sayıda sanat eseri meydana çıkmıştır. Bu eserlerin çoğunun üzerinde çeşitli hayvan mücadelelerine yer verilmiştir. Bu şekilde hayvan mücadelelerini anlatan sanata “Göçebe-Hayvan Sanatı” adı verilmiştir. Göçebe hayvan sanatı üslubunda motif olarak en çok geyik, at, keçi, kurt, kartal, köpek, ayı ve yırtıcı hayvanlar kullanılmıştır.

Şilikti Baygetöbe Kurganı Eserleri

Arkeolojik kazılar içinden İskit giyim kuşamı hakkında da bilgi sahibi olabiliyoruz. İskit giyim tarzı toplumların giyim tarzından farklılıklar göstermekteydi. Bunun en iyi örneğini Kazakistan Alma-Ata yakınlarındaki Esik Kurganın’dan çıkartılan “Altın Elbiseli Adam” olarak adlandırılmış, hükümdarın giyimini gösteren kıyafetlerdir. Altın Elbiseli Adam kıyafetinin 18 yaşında genç bir Tigin’e (şehzade) ait olduğu sanılmaktadır.

Altın Elibiseli Adam        Altın Elbiseli adam Başlığı

İskit kurganlarından bol miktarda mücevherde ortaya çıkarılmıştır. Çünkü İskitli kadınlarda ve erkeklerde elbiseleri süslemek bir alışkanlıktı. Hem kadınlar hem erkekler süs malzemeleri kullanıyordu. Erkekler bir kulaklarına küpe takarken kadınlar her iki kulaklarına da küpe takmaktaydılar.

Şilikti Baygötebe Kurganı - Yıldız Düğme               Chertomlyk Kurganı - Küpeler

Chertomlyk Kurganı - Bileklik

M.Ö. 4. ve 5. yüzyıl İskitlerin ve Greklerin iç içe yaşadıkları bir dönemdir. Bu dönem elbette İskitlerin yaşamına da yansımıştır. Kul Oba Kurganın’dan çıkartılan eserlerde, Grek etkileri görülmüştür. Grek işçiliği olduğu anlaşılan vazoların üzerine, İskitlerin günlük yaşamından kareleri fotoğraf gibi önümüze koymuşlardır. Ayrıca, aşağıdaki sağ alt köşede görülen resimdeki tarağın üstünde İskitli savaşçılar ile  Makedon bir süvari betimlenmiştir.

Kul Oba Kurganı     Kul Oba Kurganı - İskitler

Kul Oba Kurganı           Solokha Buluntuları

Buluntular sadece bunlarla kalmamaktadır. Ayna, savaş araç gerekçeleri, at arabaları, kazan ve kaplar, bu kurganlardan çıkan diğer eserlerden bazılarıdır. Bu eserlerin bulunması sadece İskit sanatını değil İskit sosyal hayatı ve siyasi hayatını da gözler önüne koymaktadır.

Yukarıda gördüğümüz çoğu eser Rusya’daki Ermitaj Müzesinde sergilenmektedir. Bu eserlerin her birinin Türk tarihine ve sanatına katkısı olduğu unutulmamalıdır. Daha birçok sanat eserini bünyesinde barındıran Ermitaj Müzesi mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir müzedir.

Ermitaj Müzesi

Ermitaj Müzesi

Vaktinizi ayırıp, okuduğunuz için çok teşekkür ederim 😊

Kaynakça;

Türkler Ansiklopedisi; 1 – 4 Cilt
İlhami Durmuş- İskitler

[Toplam:3    Ortalama:5/5]
Emel Çiçek, Ege Üniversitesi Tarih Bölümü Mezunu, İletişim : cicekemel95@gmail.com

1 Comment

  1. Oguzhan

    10 Ocak 2018 at 15:40

    Teşekkürler güzel bir yazı olmuş umarım git gide cahilleşen toplumumuz böyle çalışmalardan faydalanır

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir