Marat’nın Ölümü - Jacques-Louis David | Tarihli Sanat

Marat’nın Ölümü – Jacques-Louis David

- Okuma süresi: 6 dk, 30 sn

18. yüzyılın en çarpıcı eserlerinden biri olan Marat’nın Ölümü, Jacques-Louis David’in de en ikonik resimlerinden biridir. Peki tabloya adını veren Marat kimdir? Neden ölüdür? Daha doğrusu neden öldürülmüştür?

marat

Jean-Paul Marat

24 Mayıs 1743’de İsviçre’de doğan Marat, Fransız bilim ve siyaset adamıdır. Belli bir süre tıp eğitimi alan Marat, 1789’da Fransız İhtilali’nin başlamasıyla bu kariyerini bir kenara bırakıp daha çok siyaset ile ilgilenmeye başlar. Eylül 1789’da L’ami du Peuple (Halkın Dostu) isimli bir gazetede yazdığı keskin ve sivri dilli yazıları ile dikkatleri üzerine çeken Marat, Fransız Devrimi’nde yoksul kesimlerin çıkarları için çalışır.

Halk egemenliğini savunduğu için halk tarafından sevilen bir isim olur ve bu sayede milletvekilliğine seçilir. Bir dönem ülkesi Fransa’dan Londra’ya kaçmak zorunda kalır. Bu esnada kalıcı tedavisi olmayan bir deri hastalığına yakalanır. Hayatının bir döneminde yargı önüne çıkar ve beraat eder.

Bu beraatten sonra halkın omuzlarında “100.000 kişinin kellesi kesilecek” türünden bir söylemde bulunarak şiddet yanlısı olduğu açıkça belli eder.

Paris’e döndükten sonra hastalığı yüzünden banyosunda çalışmaya başlar. Dönemin siyaset ortamının en etkin isimlerinden biri olan Marat, 13 Temmuz 1793’de banyosunda çalışırken Charlotte Corday isimli karşı görüşü destekleyen bir kadın tarafından öldürülür.

Charlotte Corday, Marat’nın evine gelip elinde önemli kanıtlar olduğunu ve göstermek istediğini söyler, Marat’nın eşi her ne kadar bu duruma karşı çıkıp kadını eve almak istemese de Marat onu o sırada çalıştığı banyosuna kabul eder. İkili bir süre konuştuktan sonra Corday üzerinde sakladığı ekmek bıçağını Marat’nın göğsüne saplar.

Marat olayın şoku ile eşine seslense de yarası derindir ve kan kaybından ölür. İşlediği cinayetten dolayı tutuklanıp yargılanacağını bilen Corday, giyotin cezasına çarptırılır ve cinayet için  “Ben, 100.000 kişinin kellesini kurtarmak için 1 kişiyi öldürdüm” der.

Jacques-Louis David

1748’de Paris’te doğan Fransız ressam Neoklasik akımının öncülerinden biridir.

Fransa’nın siyasi açıdan en yoğun döneminde yaşamış ve Napolyon’un portrelerini yapmıştır. Fransız sanatına katkıda bulunan ve geniş kitleleri etkileyen sanatçıların başında gelir. Roma’da resim dersleri almış, Rönesans’ın büyük ustaları Raphael ve Caravaggio’dan etkilenmiştir.

Jacques-Louis David, Marat’nın yakın arkadaşıdır ve 12 Temmuz günü yani Marat’nın ölümünden bir gün önce onu evinde ziyaret etmiştir. Daha bir gün önce ziyaret ettiği arkadaşının ölümünden çok etkilenen ressam, onu ölümsüzleştirmek adına bu tabloyu resmetmiştir.

Jacques-Louis David, The Death of Marat, 1793

Marat’nın Ölümü Tablosu

Ressam Jacques-Louis David’in başyapıtlarından biri olan Marat’nın Ölümü huzur ve hüznü aynı anda içinde barındıran bir eserdir. Bu eser, birçok sanatçıyı etkilemiş olmanın yanı sıra defalarca kopyalanmış hatta tiyatro sahnelerinde seyirciyle buluşup ikonik bir figüre dönüşmüştür.

İzlediğimiz tabloda ressam, ölen en yakın arkadaşını bir anlamda şehit olarak görür ve onu herkesin bu şekilde hatırlamasını ister. Bu yüzden Marat’nın ölüm anında acı, kan, şiddet yoktur. Onun yerine sade bir arka plan, tek yönden gelen, Marat’nın omzunu ve yüzünü aydınlatan ışık, sakin bir yüz hali vardır.

İşlediği konu açısından ürkütücü olsa da bu tablo izleyen kişide korkunç bir izlenim bırakmaz. Eserde şiddet ögesi taşıyan iki şey vardır; Marat’yı öldüren bıçak yarası ve cinayet aracı olan, yerdeki kanlı bıçak.

Ressam cinayet silahı olan bıçak ve Marat gibi bir gazetecinin “silahı” olan kalemi yan yana resmederek aralarında bir anlam bütünlüğü oluşturmuştur. Aynı zamanda bu bıçak ve kalem akıl ve şiddet ikilisine bir gönderme de olabilir.

marat

Jacques-Louis David, Marat’nın Ölümü, Detay

Tabloya baktığımız zaman dikkatimizi çeken ilk şey hüzünlü ifadesiyle Marat oluyor. Marat’yı göğsüne bir bıçak darbesi almış halde, beyaz çarşaflı küvetinin içinde son nefesini vermiş olarak görüyoruz.

Marat, bir dönem kralın askerlerinden kaçıyor ve kanalizasyonlarda saklanıyor. Bu kaçış onda tedavisi olmayan bir çeşit deri hastalığına yol açıyor. Yakalandığı bu hastalığı yatıştırmak için gününün çoğu vaktini evde, su dolu küvetinde geçiriyor. Kafa derisini rahatlatmak için ise sirkeye batırılmış bir örtü kullanıyor.

marat

Küvetteki vakitlerini yazarak değerlendiren Marat’yı bu eserde de çalışma masanın başında görüyoruz. Küvet onun için bir nevi çalışma odası haline geliyor. Tabloda gördüğümüz, üzerinde “A Marat, David, I’an deux” yazan çalışma masası küvetinin hemen bitişiğinde. Ressam “A Marat, David, I’an deux” yazarken bunu sadece bir imza olarak yazmamış, bu aynı zamanda tabloyu arkadaşına ithaf etme şekli. Marat‘nın devriminin 2. yılına bir gönderme.

Ölümün Keskinliği

Ressam arkadaşının ölüm anını ölümsüzleştirirken gereksiz detaylardan kurtulmuş, ön plana Marat’yı çıkarmış. Bunu hem ışıkla hem de arka plandaki sadelikle gerçekleştirmiş.

İzlediğimiz ölüm anı çok taze. Marat’nın son nefesinin üzerinden saniyeler geçmiş, bedeni yaşam ve ölüm arasında. Özellikle figürün kayıp giden kolu ölümün keskinliğini en çok yansıtan ayrıntı. Marat’nın bedeninde ölümün sıcaklığı ve canlılığı okunuyor.

Bedeni esnekliğini yitirmemiş gibi, mektup hala ellerindeyken sağ kolu güçsüz bir şekilde yere uzanmış. Bu kol bize Klasik Roma dönemi heykellerini anımsatmasının yanı sıra Marat’nın politik duruşunu da bir gönderme yapıyor.

Neoklasizm akımının öncülerinden olan ressam, Marat figürü ile klasik Rönesans figürlerine atıfta bulunuyor. Onlardan esinlendiği çok açık. Marat’nın duruşu ve bedeni Michelangelo’nun Pieta’sını ve Caravaggio’nun “İsa’nın Mezara Konulması”nı akıllara getiriyor. David için arkadaşı Marat da tıpkı İsa gibi bir şehit.

marat

Figürün dudaklarındaki acı-tatlı gülümsemesi de çarmıhtan indirilen İsa’yı akıllara getirmekte. O da İsa gibi hüzünlü ve huzurlu.

Marat‘ın sol eliyle tuttuğu kanlı kağıt, Corday‘ın kendisiyle görüşmek için yazıp eve giriş için kullandığı dilekçedir. Corday, dilekçesinde “13 Temmuz 1793. Marieanne Charlotte Corday’dan yurttaş Marat’a. Mutsuz olduğum için sizin kaderinizi tayin etmeye hakkım var.” diyor. Masada görülen kağıtta ise şu satırlar yazılı; “… bu çek, kocası bu ülkeyi savunurken ölmüş beş çocuk annesine verilecek.”

marat

Marat’nın ölüm yılı olan 1793 yılına tarihlenen tablo günümüzde Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi’nde sergilenmekte.

“David için Marat, korkakça öldürülmüş bir devrim kahramanıydı.” 

Yararlanılan Kaynaklar;

  • Khan Academy
  • Leyla Varlık Şentürk – Analitik Resim Çözümlemeleri
  • NTV – Sanat
  • Patrick De Rynck – Resim Nasıl Okunur

Kübra Nur Kalkan, Hacettepe Üniversitesi'nde Sanat Tarihi Bölümü okuyor, İletişim : knurkalkan@outlook.com

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir