Şam Emeviye Camii – Suriye

- Okuma süresi: 7 dk, 51 sn

Şam

Suriye’nin başkenti, günümüzde birçok olayın yaşandığı, iç savaşın ortasında kalmış bir şehir olan Şam, Müslümanlar için oldukça önemli bir merkezdir. Emeviler soyundan olan Muaviye bu kentte halifeliğini ilan etmiş ve Şam’ı İslam Devleti’nin merkezi yapmıştır.

şam emeviye camii

Caminin 1898 yılına ait bir görüntüsü.

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan bu topraklar birçok uygarlığa da ev sahipliğinde bulunmuştur. Şam’ın simge yapılarından biri hiç kuşkusuz Şam Emeviye Cami’dir.

Şam Emeviye Camii

Cami, 705-715 yılları arasında Emevi halifelerinden olan Abdülmelik tarafından Suriye’nin Şam şehrine yaptırılır.

şam emeviye camii

İslam sanatının ayakta kalan en eski ve en büyük örneklerinden biri olması nedeniyle büyük önem atfeden Şam’daki Emeviye Cami’nin bulunduğu yerde MÖ. I. yüzyılda Romalılar tarafından yapılmış olan Jüpiter Tapınağı yer almaktaydı. Yıkılmış halde olan bu tapınağı Hristiyanlar alarak yerine bazilikal planlı bir kilise yaptırdılar.

Aziz Yuhanna Kilisesi ismi ile Hıristiyanların ibadetleri için kullanılan bu yapı 635 yılında Müslümanlar’ın Şam’ı fethetmesi ile birlikte ikiye bölünerek yarısı Müslümanların ibadet etmesi için cami yarısı da Hristiyanların ibadet etmesi için kilise olmuştu.

Bu durum Halife Velid zamanına kadar böyle sürmüş, artan Müslüman nüfusun ihtiyacına yönelik bir adım olarak Halife Velid, arsanın haklarını satın alarak ihtişamlı bir cami yaptırmak istemiş böylece kilise olarak kullanılan kısmı da 70 yıl birlikte kullanım sonrası cami için kullanmıştır.

Kilisenin ortadan kalkmasına karşılık Halife, Hristiyan dinine mensup kişileri unutmamış ibadetleri için şehrin uygun yerlerine kilise yapmalarına izin vermiştir. Halife Velid bu caminin ihtişamlı olmasını istediği için yapımında yerli ve yabancı olmak üzere çok sayıda işçi ve sanatkar çalıştırır.

Hatta öyle ki Velid, Bizans imparatoruna yazdığı bir mektupla çok büyük ve gösterişli bir cami yaptırmak istediğini bunun için kendisine iki bin işçi göndermesini, göndermediği taktirde ise ülkesini işgal edeceğini söyler. Bizans imparatoru bu tehditten sonra Halife Velid’e istediği işçileri yollayacağını bildirir.

Yapının Planı ve Mimari Özellikleri

Uzun bir geçmişe sahip olan yapı yıllar içerisinde çok sayıda yangına ve tahribata maruz kalmış olup çeşitli onarımlarla korunmuş ve özgünlüğü bozulmadan günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

Dikdörtgen planlı cami, 136 x 37 m. boyutlarında bir ibadet mekanı ve 122,5 x 50 m. boyutlarında bir avluya sahiptir. Avlusu iki katlı revaklarla çevrilidir. Bu revaklar camiyi üç yandan çevrelemektedir. Avlunun ortasında sekizgen planlı bir şadırvan bulunmaktadır.

Taşıyıcı unsur olarak sütun ve kemerler kullanılmıştır. Sütun ve kemerlerle yapı iki kat şeklinde yükselir ayrıca serinlik kazanır.

şam emeviye camii

Caminin dört kapısı bulunmaktadır. Bu kapıların üçünü kullanarak cami avlusuna geçmek mümkündür. Avluya açılan kapılar; doğuda Babu’l-Berîd, batıda Babü Ceyrun (Babü’s- sâat, Babü’n-Nevfere), kuzeyde Babu’l-İmâra (Babü’l-ferâdis) dır. Babü’z- Ziyâde kapısı kıble duvarından iç mekana açılmaktadır.

Emeviye Cami’nin üç minaresi vardır. Minarelerin hepsi Osmanlı ve Memlüklü zamanında yapılmıştır. Doğuda bulunan minare İsa minaresi diye adlandırılır. Bir rivayete göre Hz. İsa kıyametten önce yeryüzüne tekrar dirildiğinde bu minareye inecektir. Güneybatı yönündeki minaresinin banisi Fatih Sultan Mehmet‘tir.

Bu minareye Memlük sultanı Kayıtbat’ın ismi verilmiştir. Üçüncü ve son minare kuzey duvarın ortasına konumlanır. Üç minare içinde en süslü ve en gösterişli olması nedeniyle Minaretül Arus yani düğün veya gelin minaresi diye anılır.

Şam Emeviye Camii’nin planı ve mimari özellikleri daha sonraki yıllarda hemen her yerde göreceğimiz Ulu camiler için bir örnek olmuştur.

Teknik olarak Kubbetü’s Sahra‘ya benzeyen yapının kubbesi ise Mescid-i Aksa ile benzerdir.

Şam Emeviye Camii Maneviyatı

Caminin dört mezhep için dört farklı mihrabı bulunmaktadır. Merkez mihrap Şafiler için diğer mihraplar ise Hanefi, Hanbeli ve Maliki mezhebine mensup kişiler için ayrılmıştır. Cami her ne kadar farklı mezhepler için bölümlere ayrılmış olsa da cemaat aynı imamın arkasında saf tutmaktadır.

İLGİLİ : Emevi Sarayları – İslam Sanatında Sivil Mimari Örnekleri

İç kısımda Hz. Yahya’nın türbesi bulunur. Bu türbenin içinde Yahya’nın başının gömülü olduğu düşünülmektedir ve caminin kubbesi bu türbe üzerinde yükselir.

Bu cami Şiiler için hac merkezi niteliğindedir. Bunun sebebi ise Kerbela olayı sırasında başı gövdesinden ayrılarak öldürülen Hz. Hüseyin’nin başının buradaki yeşil camekanlı küçük bir türbe içinde olmasıdır. İnananlar türbe içindeki bir bölüme başlarını koyup ağıt yakmaktadırlar.

şam emeviye camii

Gelin minaresinin hemen arkasında Kudüs’ü Haçlılalardan geri alan Selahattin Eyyübi‘nin türbesi bulunur. Türbede iki lahit bulunmaktadır. Biri gerçek lahit, diğeri 1898’de Şam’a gelen Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediye ettiği lahittir. II. Willhelm, İstanbul ve Kudüs’ten sonra Şam’a gelir, Şam’daki yöneticilerin, “hoşgeldiniz” sözlerine cevap olarak söylediği şu sözler tarihin unutmaz nutuklarından biridir;

“Burada bütün zamanların en kahraman askeri Sultan Selâhaddin’in mezarı önündeyim. Majesteleri Sultan Abdülhamid’e misafirperverliğinden dolayı teşekkür borçluyum. Gerek Majeste Sultan, gerekse Halifesi olduğu dünyanın her tarafındaki 300 milyon Müslüman bilsinler ki, Alman imparatoru onların en iyi dostudur.”

Süslemeleri

Camiye ilk bakışta göze çarpan kısım mozaiklerle bezenmiş ön cephesidir. Zaten süslemeleri genellikle dış cephede yer almaktadır. Mekan bezemesi Kubbetü’s Sahra ile benzer bir şekildedir. Caminin hareminin iç duvarları ile avlusunu çevreleyen duvarlar içten ve dıştan mozaiklerle bezenmiştir.

Geometrik motifler, cennetten alınan tasvirler, Suriye’deki şehirler, manzaralar, tiyatro sahneleri, üst üste binmiş evler, kentler, büyük ağaçlar, ve çağlayan sular gibi kompozisyonlar mozaiklerle gösterişli bir biçimde işlenmiştir.

şam emeviye camii

İç mekanda bazı mozaikler ve desenler dışında genel olarak beyaz renk hakimiyeti görülür. Dış mekanda ise avluya bakan sütunların hepsi mermerlerle  kaplanmış, cam parçalarından yapılmış mermerlerle süslenmiştir. Yapının kemerlerinde de süslemeye gidilmiş, bu süslemelerde akantus motifi kullanılmıştır.

280 civarında penceresi olduğu bilinmekle birlikte bu pencerelerin camları renkli, çerçeveleri bezelidir.

şam emeviye camii

Ciddi yangınlar ve deprem gören yapının bir kısım mozaikleri büyük ölçüde zarar görmüş bir kısım mozaikleri ise yapılan onarım çalışmaları sırasında boya/badana altında kalmıştır. Revakların iç kısımlarındaki mozaiklerin durumu avluya bakan mozaiklere göre daha iyidir.

Bazilikal planı, iki katlı revakları ve mozaik süslemeleri bize yapıdaki Bizans izlerini göstermektedir.

Kubbetü’l Hazne

Kubbetü’l Hazne dini yapıların masraflarının karşılandığı ve vakıf gelirlerinin muhafaza edildiği yerdir. Emeviye Cami avlusundaki revakların bitişiğinde Kubbetü’l Hazne yer almaktadır. 789 yılında yaptırılmıştır.

Korint başlıklara sahip sekiz sütun üzerine oturtulmuş olan Kubbetü’l Hazne sekizgen planlı ve kubbeli bir yapıdır. Yüksekliği 9.95 m. dir. Banisinin El- Melih olduğu düşünülmektedir. Taşıyıcı sütunları eskiden caminin yerinde yer alan kiliseye aittir.

şam emeviye camii

Mozaikleri altın zemin üzerine işlenmiş olup yeşil ve mavinin tonları dışında mor, sarı, kırmızı gibi renkler de kullanılmıştır. Altlarında ırmaklar yer alan köşkler, yüksek hurma ağaçları gibi mozaik süslemesi vardır. Bazı kaynaklarda mozaik bezemelerdeki tasvirlerin Kur’an-ı Kerim’de anlatılan cenneti, bazı kaynaklarda ise Şam şehrini temsil ettiği söylenmektedir.

Yapının Geçirdiği Onarımlar

Yazı içinde sık sık yapının çeşitli tahribatlara maruz kaldığından bahsetmiştim. Bu tahribatlar sonucunda onarım gören yapının ilk kapsamlı onarımı 1069 yılında meydana gelen yangının izlerini gidermek amacıyla Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından 1082-83 yılları arasında yaptırılmıştır.

İkinci büyük onarım ise 1894 yılında çıkan yangından sonra Osmanlı padişahı Sultan Abdülhamid tarafından gerçekleştirilmiştir. Zarar gören yerler İstanbul’dan gönderilen ustalar tarafından onarılmıştır.

 

Yararlanılan Kaynaklar;

  • İslam Ansiklopedisi
  • Sümeyra Ocak – Erken Devir İslam Mimarisinde Beytü’l Mal (Hazine) Binaları
  • Ders Notlarım

[Toplam:2    Ortalama:5/5]
Kübra Nur Kalkan, Hacettepe Üniversitesi'nde Sanat Tarihi Bölümü okuyor, İletişim : knurkalkan@outlook.com

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir