Sanat Tarihi Terminolojisi

- Okuma süresi: 14 dk, 33 sn

sanat-tarihi-terminolojisi

CTRL + F Kombinasyonunu Kullanarak Aradığınız Kelimeyi Bulabilirsiniz.

Kesit: Bir cisim bir düzlemde kesildiğinde düzlem üzerinde meydana gelen şekil. Kesit terimi yapıda daha çok düşey kesit yerine gelir.

Plan: Bir cismin yatay bir düzlemde kesildiği varsayılarak çizilen ölçekli arakesit resmi.

Restitüsyon: Var olmayan yada belli bir kısmı ayakta olan yapıların belgelere yada eldeki verilere dayanarak özgün halinin yeniden çizilmesi.

Restorasyon: Çeşitli zamanlarla çeşitli etkilenmelerle bozulan yada tahrip olan, plan şemaları değişen yyapının özgün haline
kavuşmasıdır.

Rölöve: Mevcut yapının veya objenin hazırdaki durumunun teknik resim kurallarına uygun olarak çizilmesidir.

Rekonstrüksiyon: Bir yapının restitüsyon projesine göre yeniden inşa edilmesidir.

Strüktür: Bir yapıda mekanı sınırlandıran ve mekanı ayakta tutan taşıyıcı sistemdir, doluluklardan ve boşluklardan oluşabilir.

Duvar: Örtüden gelen yükleri zemine aktarır ve mekanı sınırlar. Yapılarda; taş, tuğla, briket, kerpiç ve benzeri kagir gereçlerle yapılan düşey bölme öğeleridir.

Payanda: Örneğin bir duvarı güçlendirmek için eğik olarak vurulan destek.

İsodomos duvar: Eşit yükseklikteki kesme taş sıralarından oluşan harçsız, Helenistik duvar örgüsü.

Pseudo isodomos duvar: İnce ve almaşık olarak eşit yükseklikteki kesme taşlardan oluşan harçsız helenistik duvar örgüsü.

Kesme taş duvar örgüsü: Tüm yüzeyleri ince yonu tekniğiyle işlenmiş, prizmatik yapı taşlarıyla oluşturulmuş duvar örgüsü.

Almaşık: Farklı iki öğenin ardışık olarak birbirini izlemesinden meydana gelen dizi.

Almaşık duvar: Bir duvarda taş sırası yüksekliklerinin bir düzen izleyerek değişmesiyle yada birbirini izleyen taş ve tuğla sıralarıyla oluşmuş duvar örgüsüdür.

Opus Reticilatum: Köşegensel yerleştirilerek örülmüş kare prizma biçimli taşlardan oluşan iki paralel dış yüzeyin arasına bir tür beton doldurulmasıyla yapılan bir Antik Roma duvar örgüsü.

Bosajlı duvar: Ön yüzleri hafif dışbükey (oval) bırakılmış dikdörtgenler prizması şeklindeki taş bloklardan oluşan duvar örgüsüdür.

Kiklop duvar: Düzensiz kesilmiş çok kenarlı büyük taşlardan oluşan harçsız duvar örgüsü.

Kaba yonu duvar örgüsü: Çekiçle kaba olarak yontulmuş taşlardan oluşan duvar örgüsü.

Rustik duvar: Düzgün ve ince yonu ile işlenmiş olduğu halde işlenmemiş görünümü veren yüzeyi pürüzlü taş duvar örgüsü.

Tipoloji: Aynı türdeki kavramların işlev, amaç gibi nitelikler bakımından sınıflara ayrılmasıdır. Örneğin; askeri, dini ve sivil mimari olarak bir tipoloji yapabiliriz.

İzometrik izdüşüm: Bir yapıyı üç boyutlu olarak gösteren geometrik bir çözüm türüdür. Plan üzerine genellikle 45°’lik bir açı ile çizilir.

Cami: Toplanma ve toplayan anlamını taşır. Müslümanların ibadethanesidir.

Mescid: İçinde Cuma ve bayram namazı kılınmayan, minbersiz ve genellikle de minaresiz camilerdir.

Avlu: Genellikle camilerin kuzeyinde bulunan etrafı duvarlar ile çevrili üstü açık bölüm.

Şadırvan: Cami avlusunun ortasında bulunan, çokgen yada dairesel planlı, abdest almaya yarayan su yapıları.

Revak: Bir yandan duvarlara diğer yandanda serbest desteğe kemerler ile oturan üstü örtülü birim.

Son cemaat yeri: Namaza geç gelenler için yapılmış kısımdır. Kapalı, açık yada yarı açık vaziyette olabilir.

Harim: Caminin ibadete ayrılan iç mekanına verilen isim.

Sahın: Camilerde ve bazilika biçimli kiliselerde mihraba ya da apsise doğru uzanan ve genellikle birbirinden kemerli sütun ve ayaklarla ayrılmış bölümlerden her biri.

Ayak: Taş veya tuğla örgü teknikleri kullanılarak yapılan ve sütun gibi işlevi olan kalın taşıyıcı yapı öğesi.

Sütun: Çokgen, kare veya daire planlı; taştan, mermerden veya ahşaptan genellikle yekpare olarak yapılmış düşey taşıyıcı öğe.

Sütun aralığı: Yanyana iki sütun aralığındaki mesafe.

Sütun başlığı: Sütun gövdesi ile onun taşıdığı üst örtü arasında kala ve genellikle süslü olan malzemedir.

Sütun kaidesi: Yükün daha geniş bir yüzeye aktarılması amacı ile bi sütunun üzerine oturtulduğu altlık.

Sütun bileziği: Osmanlı sütunlarında sütunun kaide ve başlık ile birleştiği kısımları kuşatan, genellikle pirinçten yapılmış malzeme.

Sütunce: Yüksekliğine oranla çapı çok küçü3k7olan, genellikle bezeme amaçlı kullanılan(taşıma görevi üstlenmeyen) İnce ve küçük sütun.

Kubbe: Binaların üzerlerini örtmek için kullanılan yarım küre şeklindeki mimari unsurdur.

Kubbe kasnağı: Bir kubbeyi taşıyan; daire, kare yada çokgen biçimli yapı birimi.

Maksure Kubbesi: Mihrabın bulunduğu alanı vurgulamak için kullanılan kubbelerdir.

Eksedra: Bir yapının üzeri kubbe ile örtülmek istenir ve kubbe bu mekanı örtmeye yetmez ise yarım kubbe ile örtme işlemi desteklenir. Bu yarım kubbe eksedra olarak adlandırılır.

Tromp: Kare planlı bir yapının üzerine kubbenin oturtulabilmesini sağlayan bir geçiş öğesi. Karenin kenarına çaprazlamasına örülmüş bir kemerle ona ardından eklemlenmiş bir tonozdan oluşur.

Pandantif: Bir kubbeyi taşıyan kemerler ile kubbe kaidesinin arasını kapatan ve kare bir plandan kubbenin dairesel kaidesine geçmeyi sağlayan küresel üçgen şeklindeki yapı öğesi.

Türk Üçgeni: Kubbe eteğini ters ve düz üçgenlerle saran yumuşak bir geçiş sağlayan geçiş öğesidir.

Düz tavan: Örtülü bir yerin üstündeki döşemenin altı, taban karşıtı.

Ahşap tavan: Ahşap kirişlerin üst kısmında tavan tahtaları ile oluşturulan örtü sistemi.

Alttan kaplamalı kirişli tavan: Tavan kaplamasının kirişin altında olduğu sistemdir.

Malzeme: Bir ürün elde etmek için kullanılması gereken maddelerdir. Organik, inorganik ve metalik gibi sınıflandırmalara tabi tutulabilir.

Teknik: Bir işin yolu ve yordamı olmakla beraber; fizik, kimya ve matematik gibi bilimleri iş alanında kullanmaktır.

Teknik süreç: Soyut bir planın somut bir plan haline getirilerek hayata geçirilmesine dek geçen süreçtir.

Form/Biçim: Somut sanatlarda belli bir temanın plastik yada grafik açıdan dile getirilişidir.

Kompozisyon: Bir sanat yapıtında parçaların bir bütün oluşturacak şekilde ve tasarım anlayışı içinde bir araya getirilmesidir.

Denge: Hareketsiz bir cisim üzerine etki yapan kuvvetlerin o cisimde bir devinim meydana getirmemeleri yada devinimli bir cismi etkileyen kuvvetlerin o cismin hızını ve yörüngesini değiştirmeme hali.

Tipoloji: Yapıların; tarz, işlev, biçim vb. niteliklere göre sınıflandırılmasıdır. Ör: Askeri, dini, klasik, gotik.

Fonksiyon/İşlev: Kullanılış veya işleyiş bakımından maksada uygunluk.

Kütle: Bir cisim üzerine uygulanan kuvvet ile o cisimde bu yüzden meydana gelen ivme arasındaki oran. Bu oranın, yani kütlenin azlığı yada çokluğu her cismin ağırlığına bağlıdır.

Hacim: Bir cismin uzayda kapladığı alan olarak tanımlanıp m3 cinsinden ölçülür.

Boyut: Ölçmede ele alınan; uzunluk, genişlik ve derinlik doğrultularının her biri bir boyuttur.

Perspektif: Nesnelerin görünümünü 3 boyutlu olarak düz bir yüzeyde yani 2 boyuta indirgeyerek göstermeye yarayan iz düşüm tekniğidir. Perspektif çizimde, nesnenin gözlemciye göre olan pozisyonunun ve uzaklığının etkileri dikkate alınarak çizim yapılır.

Oran: Bir yapının çeşitli parçalarının birbirleri ve yapının bütünü ile meydana getirdikleri uyumlu ölçü ilişkileridir.

Ölçü: En, boy, hacim ve süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiğini belirtmek.

Modül: Bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi.

Simetri: Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılık alarak aynı uzaklıkta bulunan iki parçanın birbirine göre olan durumu.

Ritim: Bir kompozisyonda benzer öğelerin yada öğe gruplarının düzenli aralıklarla yinelenmesi niteliği.

Tanım: Bir kavramın niteliklerinin eksiksiz olarak tarif edilip açıklanmasıdır.

Muhteva: Herhangi bir şeyin içeriği.

İkonografi: Resim heykel ve öbür plastik sanatların meydana getirdikleri tasvirleri, temaları ve simgeleri inceleyen bilim dalı.

Üslup: Bir sanatçının, bir sanat çeşidinin yada bir sanat döneminin kendine özgü tasarım tarzı.

Simge: Herhangi bir varlığı, nesneyi, kavramı yada olayı temsil eden ve çağrışım, benzerlik yoluyla ona gönderme yapan işaret.

Mukarnas: Düşey bir yüzeyden, üzerinde bulunan daha taşkın bir yüzeye geçmek ve ona bindirmelik görevi yapmak için taş yada tuğladan küçük prizmalar şeklinde, birbiri üzerine oturulan bindirmeliklerdir.

Kiriş: Boyu doğrultusunda eksenine dik kuvvetlerin etkisi altında bulunan çubuk; döşemeden gelen yükleri düşey taşıyıcılara aktaran, eğilmeye dayanıklı strüktür öğesi.

Tonoz: Biçimi alttan içbükey olmak üzere taş yada tuğla ve harçla örülmüş yarım silindir biçiminde tavan; bir kemerin ötelenmesi ile meydana gelen örtü. Ağ tonoz, Çapraz tonoz, Beşik tonoz, Kaburgalı tonoz, Sivri tonoz.

Kavsara: Üzengi taşları ile kilit taşı arasındaki boşluk.

Mahfil: Büyük camilerde padişahın, müezzinin yada kadınların ayrı olarak namaz kılmaları için yapılmış, parmaklıklı ve maksure şeklinde yer.

Mükebbire: Camilerde, imamın tekbirlerini cemaate tekrarlamak için son cemaat müezzinlerine ayrılmış yer. Mükebbireler, son cemaat yerinin camiye bitişik olan duvarına açılmış bir pencerenin balkon gibi dışarı çıkan bölümünden ibarettir.

Minber: Camilerde hatibin, yarısına kadar çıkıp hutbe okuduğu merdiveni ve çoğu kez üstü külahlı bir sahanlığı olan yer.

Minare: Camilerde müezzinin çıkıp ezan okuduğu yüksek ve ince yapılı kule.

Gergi Çubuğu: Açılmaya yada kapanmaya çalışan iki yapı öğesini bağlayarak bunların hareketini önleyen ahşap yada çelik çubuk.

Niş: Genellikle üstü kemerli duvar hücresi.

Saçak: Çatının binadan dışarı taşan bölümü. Çatı sularını yapı bedeninden ve temellerinden uzağa atmak için kullanılır ve gerektiğinde gölge sağlamak için kullanılır.

Çörten: Damların yağmur ve kar sularını bina duvarlarından uzağa akıtmak için kullanılan dışa doğru uzanmış oluk.

Ablak tekniği: Bir yapıda aynı yapı öğesinin farklı renklerinin bir arada kullanılması.

Kemer: İki sütun ya da iki ayak arasındaki bir açmanın üstünü örtmek için, alt uçları bu sütun veya ayaklara oturmak üzere yay şeklinde yapılan ahşap, maden yada kagir yapı parçası.

Kemer karnı: Kemerin eğrisel iç yüzeyidir.

Kemer sırtı: Bir kemerin dıştan görülen eğrisel biçimli ön yüzeyi.

Kemer taşı: Kemeri oluşturan taşlardan herbiri.

Kemer açıklığı: Kemerin oturduğu iki ayak sütun yada duvar arasındaki mesafe.

Kilit taşı: Kemer, kubbe ve tonozların tepe noktalarına konan, örgüyü kilitleyerek üstüne gelen ağırlığı yandaki taşlara aktaran taş.

Üzengi Taşı: Kemerin ayağa oturduğu noktadaki ilk taş.

Kotuk Taşı: Kemerdeki kilit taşının her iki yanındaki iki taşın her biri.

Sağır ve Kör Kemerler: İçi taş yada tuğla ile dolu olan, genelde süsleme amaçlı yapılan kemer.

Abanık kemer: Üzengi taşları aynı düzeyde olmayan, bir ayağı yukarıda diğeri aşağıda olan kemer çeşidi.

Basık Kemer: Yüksekliği açıklığının yarısından daha az olan kemer.

Bursa kemeri: Üst kısmında yatay bir doğru ile bağlanan iki adet dörtte bir daireden meydana gelen ve fazla bir taşıma gücü olmadığı için daha çok süsleme amaçlı kullanılan kemer çeşidi.

Boşaltma Kemeri: Kapı ve pencere lentolarının üzerinde, yukarıdan gelen yükleri karşılamak üzere örülen sağır kemer.

Çifte Kemer: Bitişik olarak yan yana yapılan ve çokluk üzerine örülen başka bir kemerle çevrelenen ikiz kemer.

At nalı Kemer: Genellikle İslam yapılarında görülen, sivri yada yuvarlak at nalı biçimli kemer.

Alınlık: Kapı ve pencerenin üzerinde ve kimi yapıların giriş kısmında bulunan, içi doldurulmuş
kemerli üçgen süsleme bölüm.

Kemer Kaması: Kemer sıraları arasında bulunan üçgen bölge.

Pencere: Dışarısını görmek, hava ve ışık almak için duvarlarda yapılan ve doğrama ile camdan meydana gelen açma.

Gülpencere: Gotik mimarlıkta, işlemeli, çoğunlukla vitraylı, büyük yuvarlak pencere.

Mazgal Pencere: İçten dışa doğru daralan pencere çeşidi.

Vakıf: Bir kurumsal hizmetin görülmesini yada yapının hizmet görebilecek durumda kalabilmesini sağlamak amacıyla, bir kişi veya kişilerin mal yada mülklerinin gelirini ve mülkiyetini tahsis etmesi sonucunda oluşan özerk hayır ve hizmet kurumu.
Selçuklulardan beri vakıf sistemi kullanılmaktadır. Bir çok önemli yapı vakıflar tarafından yaptırıldığı için ve bu yapılar ile ilgili yapılanlar kayıt altına alındığı için binalar hakkında ve o dönemle ilgili çeşitli bilgilere ulaşmak için önemlidir.

Vakfiye: Vakfedenin malını verdiğini gösteren ve hâkimin vakfa dair hükmünü içeren belgedir. Vakfiyelerde genellikle aşağıdaki bölümler yer alır:
1- Vakf edilen malların neler olduğu.
2- Vakf olunun bu malların kimler tarafından idare edileceği.
3- Vakf gelirlerinin nelere sarf edileceği.
4- Vakf olunan bu malların nasıl idare edileceği. Bu arada, müessesede kimlerin çalışacağı, bunlara ne kadar ücret
ödeneceği, bu ücretlerin nereden temin edileceği gibi konular teferruatlı olarak verilirdi.
5- Hâkimin (kadı), vakfın fayda ve gerekliliğine dair hükmü.
6- Sonunda da tarih ile üst kısmında hâkim veya hâkimlerin mührü bulunur.

Mütevelli: Vakfın işletilmesini sağlayan tek bir idareci veya idarecilerden oluşan heyet.

Cabi: Vakıf gelirlerini toplayan tahsildar.

Bani: Bir mimarlık veya sanat eserini yaptıran, sipariş eden ve bedelini ödeyen kimse.

Mimar: Mesleği, yapı tasarlamak, projelendirmek ve uygulanmasını yönetmek olan kişi.

Benna: Erken dönem Anadolu sunda mimara verilen isim.

Bina Emini: Osmanlı döneminde yapı alanının örgütlenmesinden sorumlu memur. Örgütsel ve ekonomik işleri yürütmekle görevlidir.

Dülger/Neccar: Yapıda ana ahşap strüktürü yada çatı çıktısını kuran meslek adamı, yapıda ahşap ürünleri imal eden marangoz.

Haccar: Taş ustası

Haddad: Demirci, çilingir.

Hamamciyan: Taş duvar derzlerinin su geçirmemesi için ketenli harç ile sıvayıp perdahlama işini yapan ve özellikle hamam, sarnıç ve su yollarında görevli kişi.

Meremmetçi: Osmanlılarda Bostancı ocağına bağlı olup saray ve diğer yapıların onarımıyla görevli kişi.

Nakkaş: Osmanlı döneminde nakış işleyen, desen hazırlayan, minyatür çizen, sanatçılara denilirdi. Her türlü renkli resim, duvar, tavan ve kubbe bezemeleri yapan sanatkarlar grubu olarak da bilinir.

Portal (taç kapı):

Büyük bir yapının oldukça süslü inşa edilmiş anıtsal girişidir. Şu kısımlardan oluşur;

  • Kitabelik
  • Kuşatma kemeri
  • Bordür
  • Köşe sütunceleri
  • Portal nişi
  • Nişler
  • Kavsara (portal nişi üst kısmı)

Not: Erken dönem Anadolu’sunda geniş-kısa iken geç dönemde dar-uzun’dur.

Bordür: Yapıda bir gerecin çevresini tümüyle yada kısmen kuşatan, aynı yada farklı gereçlerden kuşatan bölüm.

Kitabelik: Bir tarihi eserin, yapılış tarihi ve eseri yapan, yaptıran hakkındaki bilgilerin yazıldığı taşın koyulduğu kısım.

Plastik Etki: Sanatsal bir çalışma sonucu süsleme ve oymaların daha belirgin ve etkili bir şekilde 3 boyutlu şekilde biçim kazanması.

Kavsara Köşeliği: Kavsara ve kemer arasında kalan kısım.

Kemer Köşeleri: Kemerin üzerindeki köşeler kemer köşeleri olarak adlandırılır.

Kabara: Bir küre veya koninin dışbükey görünümlü kesitleri mimari bezemede kabara olarak adlandırılır. Yarım küre olarak göze çarpar.

Rozet: İçe gömülü şekilde yapılmış ve genelde çiçek üsluplaştırması yapılan bir tür mimari bezeme öğesi.

Sanat Tarihi Nedir? Sanat Tarihi Biliminin Gelişim Süreci

Tarihli Sanat Editoryal Servisi - İletişim : tarihlisanat@gmail.com

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir