Short Cuts (1993) – Robert Altman’dan Raymond Carver Uyarlaması

Short Cuts (1993)

Amerikan bağımsız sinemasının dev ismi Robert Altman’ın “ Short Cuts ”ı, yönetmenin “Nashville” ve “Gosford Park” gibi çok hikayeli filmlerinin 1993 tarihli şubesi. Amerikan yaşamının gündelik ve sıradan ayrıntılarından parçalar sunan “ Short Cuts ”, Sam Mendes’in “American Beauty”si gibi bizi ‘daha yakından bakmaya’ davet ediyor.

short cuts 1993

Raymond Carver’ın öykülerinden senaryolaştırılan dokuzdan fazla kısa hikaye, Altman’ın kalabalık oyuncu kadrosunun performansından güç alıyor büyük ölçüde. ” Short Cuts “daki her hikaye kendi içinde başka bir film oluşturacak potansiyele sahip. Altman ise bu hikayelerdeki ‘kısa kesitler’i harmanlayarak 187 dakikalık dev bir Los Angeles tablosu çıkarıyor.

Hikayelerde ‘Amerikan rüyası’nın simgelerinden banliyö yaşamının düzen ve sakinlik içinde resmedilen atmosferinden kareler izlesek de alt sınıftan kesitlere de rastlıyoruz. Altman ilgi alanını alabildiğine genişleterek, merak ettiğimiz Amerikan yaşamının her renkten bir panoramasını sunuyor aslında.

Altman’ın en büyük başarısı ise günlük yaşamın içine sirayet etmiş bilindik unsurları belli bir mizah duygusu ve onun hemen yanı başına konumlanan ‘hüzün’ ile donatarak her hikayeciği unutulmaz kılması.

Oğlunu kaybeden bir haber sunucusunun ve eşinin öyküsü filmin ‘dokunaklı’ tarafını yansıtıyor. Genelde ise alttan alta kendini belli eden sivri dilli bir mizah hakim. En çok da ‘pas tutmuş evlilikler’, ‘bayatlamış cinsel hayat’, ‘aldatmalar’ ve aile kurumunun ikiyüzlü ahlak anlayışı nasibini alıyor bu durumdan.

short cuts 1993

Altman “Nashville”de de tanık olduğumuz gibi, ilişkiler yumağını belli bir sırayla değil de karmaşık bir kurguyla anlatır. “ Short Cuts ”ın uzun süresine rağmen akıcı bir film olmasının nedenlerinden biri bu nitekim. Yönetmen üzerinde fazla durduğu bir öyküyü aniden yarıda kesip unuttuğumuz bir diğer öyküyü hatırlatıveriyor. Sonuçta seyircinin ilgisi dinamik bir kurguyla ayakta tutulmuş oluyor.

” Short Cuts “ın kişilikleri ise çoğunlukla kaybeden veya tutunamayan diye tabir ettiğimiz türe aitler. Ya acı çekiyorlar, ya evlilikleri yolunda gitmiyor ya da intihara veya finalde olduğu gibi cinayete meyilliler. Karakterler kendi hikayelerine bile ‘kayıtsızlar’.

short cuts 1993

Bir yandan çocuklarının karnını doyurup evi toparlarken bir yandan da ücretli hatta telekız olarak çalışıp erkekleri tatmin eden, Jennifer Jason Leigh’in kusursuzca canlandırdığı ev kadını Lois, doktor kocasının ısrarlarına rağmen sonunda onu aldattığını itiraf eden ressam Marian (enfes Julianne Moore), intihara her gün daha da yaklaşan bir kızı olan caz şarkıcısı Tess veya Tim Robbins’in inanılmaz bir iticilikle canlandırdığı, kadın sürücüleri yolda taciz eden, kaba ve aldatan polis koca Gene’e katlanmak zorunda olan bol çocuklu ev hanımı Sherri, filme damga vuran kadın karakterlerden.

Filmdeki erkekler ise kadınlardan daha zayıf ve ‘iktidarsız’. Yine bahsettiğimiz kötü polis Gene, Tom Waits’in canlandırdığı alkolik Earl, eski karısının tüm eşyalarını testereyle ortadan ikiye bölen (!) arıza Stormy veya yıllar sonra çıkıp gelen yarım-baba -Jack Lemmon’ın oyunuyla parlayan- Paul… Tüm karakterler, müthiş bir metnin ve ustalıklı rejinin yardımıyla hafızaya kazınıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR : Nick Cave – Dünyada 20.000 Gün

Kalabalık, geveze ve kesinlikle harika bir film ” Short Cuts “. Finaldeki deprem sahnesi ise manidar. Bu depremle bazı hikayeler şiddetli bir sarsıntıyla toparlanıp rayına otursa da bazıları dallanıp budaklanıyor -ve tabii yarıda kesiliyorlar.

Avatar

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

up arrow