Sisyphos – Ölümü Zincire Vuran Bir Ölümlü

- Okuma süresi: 4 dk, 32 sn

Sisyphos

Aiolia adasında yaşayan ve rüzgarlarını tulumunda saklayan rüzgar tanrısı Aiolos’un oğlu Sisyphos… Bilirsiniz Prometheus ateşi tanrılardan çalıp insanlara verdikten sonra düzene kafa tuttuğu için zincirlere vurulmuştur. Bana sorarsanız Sisyphos Prometheus’un üvey kardeşidir, çektiği sonu olmayan acılar noktasında.

Odysseia’da

Sisyphos’u öğrenmek için ilk önce Homeros’un kaleminden çıkanlara kulak verelim:

“ Sisyphos’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken:

Yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı,

ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya,

ha bire itiyordu onu bir tepeye doğru,

işte kaya tepeye vardı, varacak, işte tamam,

ama tepeye varmasına tam bir parmak kala,

bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri,

aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden başbelası kaya

o da yeniden itiyordu kayayı tekmil kaslarını gere gere,

kopan toz toprak habire aşarken başının üstünden

o da ha bire itiyordu kayayı, kan ter içinde. ” [1]

Görüldüğü üzere tanrılar onu bir kayayı, bir dağın zirvesine dek çıkarmakla mahkum etmişlerdir. Sisyphos ne vakit kayayı tam zirveye çıkarır, kaya aşağıya yuvarlanır. Bu mahkumiyet tam anlamıyla bir kısır döngüden ibarettir aslında.

sisyphos

Franz Stuck – Sisyphus (1920)

Sisyphos’un Çektiği İşkencelerin Nedeni Neydi?

Yukarıda Sisyphos’u, Prometheus’a çektiği işkencelerden ötürü benzetmiştim ama Prometheus haklı bir savaş uğruna sonsuz işkenceler çekmiştir. Tanrılara göre yaptığı bir hata vardır, bu hata da ateşi çalmak ve insanoğluna vermektir. Peki ya Sisyphos’un suçu nedir? Neden böylesine korkunç bir döngüye hapsolmuştur? Homeros ne İlyada’da ne de Odysseia’da bu cezanın sebebini bizlere sunmamıştır.

Bu yüzdendir ki Sisyphos suçu hususunda birden fazla efsaneye, anlatıya konu olmuştur. Bir anlatıya göre o üstün bilgeliğini, kurnazlık ve insanları aldatmak için kullanmış ve dahi bu kudretiyle tanrılarla yarışmaya kalkmış. Bir başka anlatıya göre ise; Zeus kaynak, ırmak tanrı Asapos’un kızı Aigina’ya aşık olur ve onu kaçırır.

Bu kaçırma olayına şahit olan Sisyphos Asapos’u bu durumdan haberdar eder. Bunun büyük bir suç olduğunu düşünen Zeus onu Thanatos’a yani ölüme teslim eder. Sisyphos kurnazlığı sayesinde mi nedendir bilinmez lakin Thanatos’u zincire vurmayı veya bağlamayı başarır.

sisyphos

Sisyphos’un da Resmedildiği Bir Başka Vazo Resmi

Ölümü zincire vuran bir ölümlü… Dünya üzerinde ölüm kol gezemez olmuştur. Hades hüküm sürdüğü ülkesindeki bu değişime karşı duyarsız kalamaz ve Ares’i yollar ve ölümü zincirlerden kurtarır ve eski düzen yeniden inşa edilir. Kahramanımız ise düzenin ilk kurbanı olacaktır.

Sisyphos ölmeden önce karısına kendisi için cenaze yapmamasını söyler. Anlayacağınız üzere Sisyphus bir b planı yapmış ileride olabilecekler için. Bu yüzdendir ki ruhlar ülkesinde çırılçıplak kalır. Tam öldürülecekken Hades’e karısıyla yüzleşmek için dünyaya gitmesi gerektiğini söyler ve izin alır.

Hades’ten izin alan Sisyphos dünyaya gider ve dünyanın tatlı nimetlerini tekrar gördükten sonra ruhlar ülkesine geri dönmek istemez ve bu nimetler içinde yaşamaya devam eder. Tanrılar bu durum karşısında Hermes’i görevlendirir ve Hermes Sisyphus’u zorla ruhlar ülkesine tekrar götürür.

Ruhlar ülkesindeki cezası artık ölüm değil ölümden daha beteri olan sonsuz bir lanet yahut işkencedir. Yazımda sadece iki anlatıdan bahsettim lakin Sisyphus’un konu olduğu bir çok efsane, anlatı varyasyonu vardır.

sisyphos

Albert Camus’un Sisyphos Hakkında Görüşleri

Öncelikle Albert Camus Sisifos Söyleni adlı deneme kitabını absurd yani uyumsuz kelimesi üzerinden tasarlamıştır. Kitabın başında bu düşüncenin üzerinde durduktan sonra Don Juan gibi Sisyphos’un da uyumsuz bir kahraman olduğunu savunur. Onun tutku dolu bir kahraman oluşu, Tanrılarla oyunlar oynaması onun uyumsuzluğunun göstergeleri olduğunu düşünür.

albert camus - sisyphos

Sisyphos’un kısır döngüde cezasını çekerken hangi duyguları yaşadığını düşünür daha sonra ve mutlu olarak düşünülmesi gerektiğini savunur. Çünkü Sisyphos sonu olmayan cezasının her yeni başlangıcında ona bu cezayı veren tanrılara karşı bir baş kaldırı olduğunu düşünür.

Bu da Sisyphos’un varoluş sebebidir aslında. Sisyphos da varoluşunu mukavemet göstererek tamamlar. İskender’in Gordion düğümünü çözme yolunda kullandığı müdahale yolunu seçmez. Mukavemet göstererek varoluşunu tamamlar.

Benim merak ettiğimse; Sisyphos’un bilgeliği ve kurnazlığıyla şeytanı hatırlatan meziyetleri ile birlikte bile Oidipus gibi kaderinden kurtulamayışı nedendir? Bunu da hep birlikte düşünelim. Düşünme eylemini hayatımızın tekrar merkezine almayı unutmayalım. Bakın Camus aynı kitabında ne diyor; ” Düşünmek görmeyi yeniden öğrenmektir.”

Umarım faydalı olabilmişimdir. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sanat ve düşünceyle kalın…

[1] Homeros, Odysseia, Can Yayınları, Ekim 2008, s. 212

Baturay Gül, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde Yüksek Lisans öğrenimi görüyor. İletişim: baturaygull@gmail.com Twitter: @BaturayGul

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir