Tarih Öncesi Çağlarda Sanat

- Okuma süresi: 5 dk, 27 sn

Tarih Öncesi Çağlarda Sanat

Günümüzden  yaklaşık 5200 yıl önce Mezopotamya’da Sümerliler tarafından yazının bulunması ile insanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden birisi gerçekleşmiştir.

Yazının bulunması aynı zamanda tarih çağlarının başlangıcı olarak kabul edilirken, farklı coğrafya ve uygarlıklarda yazı aynı zaman diliminde kullanıma girmediği için tarih çağları farklılaşabilmektedir. Anadolu’da M.Ö. 1950’lerde Asur Ticaret Kolonileri vasıtası ile yazıyla tanışılmıştır.

Tarih öncesi dönemler taş ve maden çağları olmak üzere iki ana tarihsel kategori altında değerlendirilir. Maden Çağı kullanılan madenin niteliğine bağlı olarak Bakır, Tunç ve Demir Çağları olmak üzere üç alt dönem içinde ele alınır.

tarih öncesi sanat

Yaklaşık 2 milyon yıl devam ettiği öne sürülen Paleolitik Dönem insanın biyolojik ve kültürelevriminin önemli bir bölümünün geliştiği, avcılık ve toplayıcılığın insanın temel ihtiyaçlarını elde etme biçimi olduğu, taşın en temel kültürel üretim malzemesi olarak karşımıza çıktığı bir oluşum ve değişim evresidir.

tarih öncesi çağlarda sanat

Paleolitik Dönem kendi içerisinde başta taş teknolojisindeki değişim ve iklim koşullarının belirleyiciliğinde değişen türlü olgulara bağlı olarak “Alt”, Orta ve Üst Paleolitik olmak üzere üç ana evreye ayrılmıştır.

Mağaralar

Anadolu’da tarih öncesi dönemlerde yaşamın varlığına dair çok sayıda bulgu olsa da, bahsi geçen döneme ait insan fosilleri çok azdır. Söz konusu dönemlerde insanların yaşam biçimlerini ortaya koyan veriler aynı zamanda dönem insanının barınağı olan Mağaralardır.

Fransa’daLascaux Mağarası ve İspanya’da ise Altamira Mağarası Paleolitik Dönem insanından günümüze kalan en önemli kültürel miraslara ev sahipliği yapar.

Her iki mağara resimlerinde de başta bizon olmak üzere bir çok hayvanın resmedildiği, av sahnelerinin yer aldığı görülmektedir.

Üst Paleolitik Çağda üretildikleri bilinen söz konusu resimler günümüzdeki sanat algısı ile bakıldığında bir çok sanat tanımında yer alan olgular ile açıklamanın mümkün olmadığı eserlerdir.

Bitki yağları ile yapılan resimlerin kötü ruhları uzak tutmak ya da kovmak ve bereket getirmesi amacı ile  resmedildiği, araştırmacıların üzerinde fikir birliğine vardığı sonuçlardır.

Anadolu’da Paleolitik Çağı temsil eden önemli yerleşimler Antalya Karain ve İstanbul Yarımburgaz Mağaralarıdır.

Mezolitik Çağ

Paleolitik Dönem ile Neolitik dönem arasında bir geçiş süreci olarak tanımlanan Mezolitik Çağ avcı ve toplayıcı kültürün devam ettiği, fakat başta iklim koşulları olmak üzere türlü değişkenlerin belirleyiciliğinde küçük kulübelerin yapıldığı, ok ve yayın kullanılmaya başlandığımikrolit adı verilen yontma taştan küçük aletlerin dönemin temsili olduğu bilinmektedir.

Anadolu’da Paleolitik dönemde kullanılan başta Karain olmak üzere Beldibi, Belbaşı, Öküzini, Konya Derviş Hanı, İstanbul Büyük ve Küçük Çekmece’nin yerleşim alanı olarak kullanıldığı anlaşılır.

M.Ö. 10.000 den sonra;
  • Son buzul çağının sona ermesi
    Artan hava sıcaklığına bağlı olarak değişen iklim koşulları

İnsanların ve hayvanların yaşam alanları ile birlikte yaşam biçimlerinde de değişimleri beraberinde getirmiştir.  İnsan en başta yaşaması için gerekli su kaynağına yakın olma güdüsü ile nehir kenarlarına yerleşmiş, benzer süreç hayvanlarda da gözlemlenmiştir.

Bahsi geçen etkenlerin sonucu olarak Neolitik dönemde insan ilk defa doğal oluşumlar dışında barınacağı konutlar inşa etmiş, hayvanları evcilleştirmiş ve yerleşik yaşama geçmiştir.

Aynı zamanda bu dönemde insanlar tarıma başlamışlar ve yiyecek ihtiyaçlarının bir kısmını üreterek depolamaya başlamışlardır. Neolitik Dönemin Anadolu’daki en önemli yerleşmeleri Diyarbakır Çayönü, Aşıklı Höyük, Hacılar, Aksaray Can Hasan, Urfa Göbekli Tepe, Konya Çatalhöyüktür.

Göbekli Tepe’de son dönem kazı çalışmalarında dünyanın en erken Tapınak yapılarının ortaya çıkarılması, genel kanının aksine M.Ö. 9. Binin ikinci yarısından itibaren Anadolu Neolitik Toplumunun küçük tarımcı köy topluluklarının çok ötesinde gelişmiş bir organizasyona sahip olduklarını ortaya koymaktadır.

Dönemin araştırmalar sonucunda ortaya çıkan ve günümüze ulaşan kültürel mirasları, yerleşik yaşamın en belirgin temsili konutlar ile birlikte, inanç sistemi ile bağlantılı tapınaklar, dikili taşlar, kabartma, heykel ve duvar resimleridir.

Kalkolitik Dönem

M.Ö. 5500 ile 3000 yılları arasını tanımlayan ve bakır ve taş anlamına gelen Kalkolitik Çağ,bakırın eritilerek kalıplara dökülmesi sureti ile aletlerin yapıldığı, aynı zamanda taş aletlerin de kullanılmaya devam edildiği bir dönemdir. Önce Halaf ve Obeyd kültürleri ile başlayan sonrasında Uruk ile devam eden süreçte Mezopotamya’da gelişmiş köy ve ilk şehirlerin ortaya çıktığı belirtilmektedir.

Bu dönemde bakır ile birlikte altın ve gümüş gibi değerli madenlerin ilk defa işlenme başlandığı ve bölgeler arası ticaretin önem kazandığı bir çağ olmuştur.   Anadolu’da Aslantepe, Köşkhöyük, Hacılar, Alişar, Çamlıbel, Tülintepe, Değirmen Tepe ve İkiztepe Kalkolitik Dönemin önemli yerleşimleri olarak bilinmektedir.

Tunç Çağı

  • Tunç Kalay ve Bakırın karışımından elde edilen bir madendir.
    Tunç Çağı M.Ö. 3000 ile M.Ö. 1900’lü yıllar arasında yaşanmıştır.
    Tunç Çağı Erken, Orta ve Geç olmak üzere üç tarihsel kategoride incelenir.

Özellikleri;

  • Tarıma dayalı köy kültürü
  • Tekerlekli arabanın ilk defa kullanılması
  • Ege, Mezapotamya ve Kafkas kültürleri arasında ticaret yolu ile kurulan ilişkiler
  • Troya I. temsilinde sur ile çevrili kent ve megaron tipinde evler

Dönemin önemli yerleşimleri:

Alacahöyük, Limantepe, Küllüoba, Karataş-Semayük, Beycesultan

Tarihli Sanat Editoryal Servisi - İletişim : tarihlisanat@gmail.com

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir