Tarihte ve Sanatta Kediler

- Okuma süresi: 6 dk, 45 sn

Kediler

Herkese merhaba. Bugün konumuz evlerimizin ve sokaklarımızın yaramazları, sevimlileri kediler.

sanatta kediler

Hayatta kalmaya programlı, dikkatli, sezgileri güçlü ”dokuz canlı” hayvanlardır. Asla ne yapacakları kestirilemez, kendi özel hayatına müdahale edilmesini sevmezler ve canları ne isterse onu yaparlar. Hatta siz onların sahibi değil, onlar sizin sahibiniz gibi davranırlar.

En Eski Kedi İzleri

Kediler insanlığın ilk zamanlarından beri insanlarla yakın olmuşlardır. Kedi ile insanlığın geçmişinin yaklaşık 9.500 yıl öncesine gittiği düşünülmektedir.

tarihte-kediler

Bu zamanlarda Orta Doğu’da tarımın gelişmesi ile kedilerin insanlara yaklaştığı düşünülüyor. Kıbrıs’da bu yıllardan kalma bir insan iskeletinin yanında bir kedi iskeleti de bulunmuştur mesela.

Çin’de Kediler

Çin’de 5.300 yıllık bir kedi fosili bulunmuştur. İnsanların ve tarımın merkezi olan bir bölgede bulunması pek çok şeye cevap vermeye başlamıştır. Kediler insanlığa tarımın geliştiği yerlerde yaklaşmaya başlamışlardır.

Aslında hem insanların hem de kedilerin çıkarları doğrultusunda bu dostluk ilerlemiştir diyebiliriz. Kediler için insan kolay yemek bulabilmektir. İnsanlar için de kediler tarım alanlarına giren böcekleri yakalamak için kullanabilecekleri iyi avcılardır.

Özellikle Çin bu durumdan çok faydalanmıştır. Yaklaşık M.Ö 2465-2150 yıllarında yani 5. ve 6. hanedan dönemlerinde Kediler kutsal sayılmaya başlamışlardır.

Hatta bundan çok daha öncesinde insanların avcılık ve toplayıcılıkla yaşama tutunduğu zamanlarda yaşadıkları mağaralarda kedi kemiklerine de rastlanmıştır.

Eski Mısır’da Kediler

Ancak kedilerin kesin olarak evcilleştiği dönem Antik Mısır medeniyeti zamanına denk gelir. 3500 yıl önce Mısırlılar kedilere çok büyük bir önem vermişlerdir. Antik Dünya’da Mısır kadar tarım alanı olan ve Mısır kadar tahıl yetiştiren başka bir medeniyet yoktu.

tarihte kediler

Ürünlerini dev tahıl ambarlarında saklayan Mısırlıların en büyük düşmanları fareler ve böcekler idi. İşte bu düşmanlarını iyi ve kimi zaman sevimli kimi zaman karizmatik kedi dostları sayesinde yeniyorlardı.

Kedilere büyük saygı duyan Mısırlılar zamanla Kedileri bir kutsal olarak görmeye başladı. Daha sonra da ona tapmaya kadar gitti bu sevgi. Kedi Tanrıçası Bast‘a tapınmaya başlayan Mısırlılar onun için bir tapınak bile inşa ettiler. Bast; müziğin, neşenin ve dansın tanrıçası olarak biliniyordu.

Mısırlı rahipler için kediler doğanın manyetik kuvvetlerinin sembolü oldular ve onları kazayla bile öldürmenin cezası ölüm oldu. Yani bırakın bir kedinin canını almayı yanlışlıkla öldürmenizin bedeli bile ölümdü. Mısırlıların kedilerden ne kadar çekindiğini ve sokakta onlar yanlarından geçerken nasıl dikkatli davrandıklarını bir hayal edin.

tarihte-kediler

Mısır kayıtlarına göre Roma İmparatorluğu-Mısır ilişkilerinin iyi olduğu dönemlerde şehirde bir çok Romalı bulunuyordu. Bu Romalılardan biri bir gün evinde yanlışlıkla bir kedinin ölümüne sebep olmuş ve Mısırlılar tarafından linç edilmiştir. Bu olay öyle büyümüş ki iki medeniyet arasında ufak çaplı bir krizin çıkmasına bile sebep olmuştur.

Kedi Mısır’da sonsuzluğun da bir sembolü olarak kabul görmüştür. Kediler uyuduklarında genellikle kuyrukları başlarına değiyor. İşte Mısırlı rahipler bu uyuma halini sonsuzluğun bir sembolü olarak yorumlamışlardır.

Mısırlı kadınların bile benzemeye çalıştığı bu muhteşem hayvanı ilk başlarda doğurganlık ve cinsellikle bağdaştırmışlar ancak daha sonra ölüleri koruma, yağmurlar yağdırma, çocukları iyileştirme, annelik, aşk gibi anlamlar da yüklemişlerdir.

Kediler kutsal oldukları için mumyalama işlemine de layık görülmüştür. Ölen kediler mumyalanmış daha sonra yeraltı mezarlarına gömülmüşlerdir.

mumya kediler

Mısır’da yapılan kazılarda çok sayıda kedi mumyası bulunmuştur. Mısırlılar kedileri sadece mumyalamak ile kalmadılar. Onlar ölünce arkalarında yas tuttular. Eğer kedinin biri bir evde doğal yollarla yani eceliyle ölürse, o evde yaşayan tüm aile kaşlarını kazıtırdı. Sonrada kedi mumyalama ve defnetme için kutsal sayılan Bubastis‘e götürürlerdi.

Bu kediye tapınma olayı Mısırlılar için bazen zor durumlara da yol açmıştır. Persler, Mısırlılar ile olan savaşlarında kendi ordularının ön saflarına kediler koymuşlardır ve kedileri kendilerine bir nevi siper yapmışlardır.

Diğer Medeniyetlerde Kedi

Latin ve Yunan medeniyetlerinde ise kediler Tanrıça Diana için kutsal sayılmışlardır. Hindistan’da bulunan Budistler de kedilere özel bir saygı duymuşlardır.

Hatta Buda ile Kedinin ilginç bir hikayesi de vardır. Buda öldüğünde bütün hayvanlar oradadır ama bir tek kedi yoktur. Çünkü kedi yolda bir fare görmüştür ve onun peşine takılmıştır.

Ayrıca Tanrıça Freya bir kediydi ve cuma günü bu tanrıçanın günüydü. İngilizce Friday de buradan gelmektedir. Cuma günü kutsal bir gündü ve bugünde Tanrıça Freya adına kutsal ayinler ve törenler yapılırdı.

Orta Çağ’da Kedi

Kediler eski medeniyetlerin çoğunda seviliyordu ve şanslıydılar belki ama Ortaçağ Avrupa’sında şansları iyi gitmedi. Hristiyanlık ilk evresini atlatıp karanlık Ortaçağ’a geldiğinde Freya şeytan olarak kabul edildi ve tüm kedilerde kötü ruh olarak kabul edildi. Lanetlendiler ve av oldular.

Cuma günleri de uğursuz gün olarak kabul gördü. Kediler artık kutsal değildi. Şeytan tarafından cadılara tayin edilen cinler olduklarına inanıldı. Bu sebeple o dönemler kedi besleyen kadınlar cadı olmakla suçlandı ve asılarak ya da yakılarak kedileri ile birlikte öldürüldüler.

Binlerce kedi öldürüldü ve sokaklar boş kaldı. Boş kalan sokakları ‘meydanlar bize kaldı !’ naraları atan fareler doldurdu. İnsanlar kendi koruyucularını elleriyle öldürmüşlerdi ve şimdi fareler ile baş etmek zorundaydılar.

Fareler her yeri bastı ve kısa süre sonra Avrupa’nın büyük bir kısmında kara veba çıktı. Ortaçağ Avrupa’sında çıkan kara veba salgınında binlerce insan öldü. Kısa süre sonra ise kimse kedileri lanetlemiyor ve artık kimse onlara ”pist” bile demiyordu.

Avrupa’da karanlık bittiğinde ve aydınlık Rönesans dönemi geldiğinde artık kedilerin önemi de değişmişti. Kediler güzellik ve zarafet sembolü olarak kabul edilmişti. Ressamlar onları model olarak kullanıyordu…

sanatta-kediler

Japonlar’da da kediler oldukça önemli hayvanlardı. Kedi öldüren bir Japon lanetli sayılıyordu. Hem de sadece kendisi değil, yedi kuşak boyunca lanetli sayılıyorlardı.

Kediler insanlığın ilk başlarından beri yanımızda oldular ve kimi zaman kutsal, kimi zaman sevimli, kimi zaman muzip, kimi zaman da şeytani figürler olarak karşımıza çıktılar.

Ancak ne olursa olsun insanoğlu kedileri her zaman sanatına aktardı. Bugün bir çok eski medeniyetin kalıntıları arasından kedi figürleri çıkmaktadır. Rönesans’dan başlayarak Batı sanatında ünlü ressamların tablolarına da girmeyi başarmışlardır…

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sanatla kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR> Mitolojik Yaratıklar – 1

Kaynaklar;

  • Manly P Hall – Tüm Çağların Gizli Öğretileri
  • Carolyn Howitt – Antik Dünyada Bilinmesi Gereken 500 Şey
  • Altan Armutak – Doğu ve Batı Mitlerinde Hayvan Motifleri

Celil Sadık, Pamukkale Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü mezunu, İletişim : celilsadk02@gmail.com , Twitter : @SanatnTarihi

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir