Türkiye’nin Sinema Dönemleri – Geçiş Dönemi

- Okuma süresi: 4 dk, 15 sn

Türk sinemasında 1939 – 1950 yılları arasında kalan dönem “Geçiş Dönemi” olarak adlandırılır. Bu dönemde sinema tiyatrocuların tekelinde çıkmaya başlamış ve yönetmenler bir sinema dili yaratmak için ilk adımları atmışlardır.

Geçiş döneminde Muhsin Ertuğrul’un sinema üzerindeki etkisi silinip, sinemasal etkilerin başladığı dönemdir. Geçiş dönemi Türk sinemasını etkileyen en önemli sosyolojik olay şüphesiz ki 2. Dünya Savaşı’dır.

2. Dünya Savaşı yalnızca ülkemiz sinemasını değil neredeyse tüm dünyada ki sinema sektörünü etkilemiştir. Bu dönemde yurt dışında sinema ve fotoğraf eğitimi almış genç yönetmenlerin yurda dönerek çalışmalar yapmasıyla Türk sineması yeni bir biçim almıştır.

2. Dünya Savaşı ve savaş sonrası yıllarda Avrupa sineması neredeyse durma noktasına gelmiş, ekonomik ve siyasal sebeplerle özellikle ülkemizde gösterilen yabancı film sayısı azalmıştır.

Savaş döneminde yolların da kapanması sebebiyle Avrupa filmlerinden ziyade Amerika ve Mısır yapımı filmler ülkemize getirilmeye başlamıştır. Avrupa filmlerinin sinemalardan çekilmesiyle birlikte yerli ve genç yönetmenlerin önü açılmış oldu.

Faruk Kenç

İlk hamleyi yapan yönetmen Faruk Kenç’tir. Almanya’da fotoğraf eğitimi alan Kenç 1938’de ülkeye döndükten sonra yaptığı filmlerle sinemamızda yeni bir dönemin başlaması için etkili oldu.

Döneminde; tiyatrocu olmamasından gelen sinemasallık ve oyuncu olmayan amatörlerle çalışmasıyla gelen doğallık beğenilmiş ve bir döneme damgasını vurmuş Muhsin Ertuğrul’un filmlerinden daha çok sevilmiştir.

Faruk Kenç ve eşi Belgin Doruk

Kenç 1939 yılında Ha – Ka Film şirketiyle çalışmaya başlamış ve ilk filmi Reşat Nuri Güntekin’in piyesi olan Taş Parçası’nı sinemaya uyarlamıştır. Film pek çok yönüyle önceki dönem filmlerinden farklıdır; yönetmen sinemamızda ilk kez üç boyutlu dekorlar kullanmış ve farklı bir mizansen anlayışı sergilemiştir.

Yeni bir dönemin başlamasında etkili olan Faruk Kenç’in eleştirilen yanıysa sesli film çekmekten vazgeçip dublaj tekniği kullanmayı tercih etmesidir.  Dönem için yapımcıların yetersizliği ve dublaj ekipmanlarının pahalı olması genç sinemacılar için rekabet rekabet şansını düşürmüştür.

Ancak; ilerleyen yıllarda devlet eliyle yapılan vergi düzenlemeleri sayesinde yeni ve genç yönetmenlerin önü açılabilmiş ve yerli sinemaya hareket kazandırılmıştır.

Dönemin genç yönetmenlerinden; Baha Gelenbevi çektiği melodramları, Turgut Demirağ ise büyük prodüksiyonlara imza atmasıyla dikkat çekti. Ses mühendisliğinden sinemaya geçiş yapan Şadan Kamil yine dönemin sözü edilen sinemacılarından olmayı başardı.

Turgut Demirağ

Yeni dönemin başlangıcı, eski gelenekleri tamamen silip atmadı tabi ki. Dönemin tiyatro kökenli sinemacıları; Kani Kıpçak, Ferdi Tayfur, Hadi Hun, Sami Ayanoğlu ve Kadri Ögelman olarak sayılabilir.

Tiyatrocular Döneminin gözdesi olan Muhsin Ertuğrul bu yıllarda son filmlerini çekti; Akasya Palas, Kahveci Güzeli, Yayla Kartalı, Halıcı Kız.

Perihan Tedü – Hazım Körmükçü Akasya Palas Filminden

Yerli yönetmen ve filmler artarak gelişince sektörde ilk örgütlenme hareketleri başladı. Faruk Kenç, Fuat Rutkay, Hikmet Yıldız, İskender Necef, Murat Köseoğlu, Necip Erses, Refik Kemal Arduman ve Yorgo Sarkis 1 Kasım 1946’da Yerli Film Yapanlar Cemiyeti’ni kurdular.

Cemiyetin çabalarıyla 1948’de sinemaya büyük oranlarda vergi indirimi sağlandı ve sinemacılık karlı bir iş haline geldi. Bir yıl içinde çekilen film sayısında büyük artış yaşandı. 1948 yılında yapılan vergi düzenlemesiyle yerli film biletlerinden alınan vergiler düşürüldü.

Yerli sinemanın önünü açmak amacıyla yapım şirketleri kurulmaya başladı. Aynı zamanda dernek, sinemanın özenle yapılması gereken bir sanat olduğu fikrinin gelişmesine de önemli derecede öncülük etti.

Geçiş Dönemi’nde tiyatromsu film anlayışı kırıldı. Tiyatro oyuncularının yerini, giderek profesyonelleşen amatör sinema oyuncuları aldı. Filmlerin anlatımı; kurguya, kamera hareket ve açılarına dayanan bir anlatıma dönüştü. Mısırdan ülkemize gelen melodram filmleri sayesinde Yeşilçam sinemasının temelleri atıldı.

Tiyatromsu filmlerden sinemasal anlatıma, tek yönetmen tek şirket anlayışından çok yönetmen çok şirket anlayışına geçilmiş oldu.

İLGİLİ : Türkiye’nin Sinema Dönemleri – İlk Yıllar


Kaynak;
Giovanni Scognamillo - Türk Sinema Tarihi (Kabalcı Yayınevi)
Fİkret Hakan - Türk Sinema Tarihi (İnklap Yayınevi)
Nijat Özön - Türk Sinema Tarihi (Artist Yaynları)
Atilla Dorsay - 100 Yılın Türk Filmi (Remzi Kitabevi)

Elif Pınar, Kocaeli Üniversitesi'nde Çevre Mühendisliği okuyor, İletişim : elif.bizsan@gmail.com

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir